ingilizce ders notları

ingilizce ders notları

 

TO BE

To be fiili her ne kadar sözlük anlamıyla “olmak” demekse de geniş zamanda kullanıldığı zaman tam karşılığı Türkçe ‘ de cins isimlerin sonuna gelen

-ım-ın-um-sın-sin-dır-dir-dur-iz-ız-uz-siniz-sunuz gibi eklerdir.

İngilizcede fiiller Türkçedekinin aksine ,içinde nesne yada bir tümleç bulunan cümlelerde nesneden önce kullanılırlar.Buna göre:

“Ayşe elma soyuyor” cümlesi Ingilizce mantığında “Ayşe soyuyor bir elma” olarak karşılık bulur.

To be fiili Ingilizce de istisna bir fiildir.Cümle içerisinde kullanılırken geniş zamanda görev yapıyorsa ve cümlenin ana fiiliyse “to be” olarak değil şahıs zamirlerine ya da diğer öznelere göre değişim göstererek am,is,are olarak kullanılır.

I am  I’m

You are You’re

He is he’s

She is she’s

It is it‘s

We are- we’re

You are you’re

They are they’re

 

A:bir ; daha çok herhangi bir anlamındadır. Sessiz harfle başlayan cins isimlerden önce kullanılır. A sculptorà bir heykeltraş

An:bir ; daha çok herhangi bir anlamındadır. Sesli harfle başlayan cins isimlerden önce kullanılır. An oleaster à bir iğde

S : İngilizcede ki çoğul ekidir. Türkçede ki –ler,-lar eklerinin görevini yapar.

A walnut à bir ceviz walnuts à cevizler

Ancak bu kuralları bozan bazı istisnalar vardır. Örn; üniversite öğretmeni anlamına gelen “university teacher” sesli harfle başlamasına rağmen telaffuz edilirken ağızdan çıkan ilk harf sessiz olduğu için (y) “an” ile değil “a” ile kullanılır.

 

OLUMLU CÜMLE

He is a sculptor. O bir heykeltraş tır.

1    2  3     4           1  3        4              2

I am a carpenter. Ben bir marangoz um .

1   2  3        4             1   3        4              2

They are  plumbers. Onlar tesisatçı dır lar.

   1      2            3     4      1           3         2   4

 

OLUMSUZ CÜMLE

Am  (olumsuz)am not  (kısaltma)amn’t

Are (olumsuz)are not (kısaltma)aren’t

 

Jack is a waiter.  Jack isn’t a waiter. Jack bir garson değildir.

  1    2  3   4    5              1     4       5         3     2        

I am a sculptor  I am not a sculptor.  Ben bir heykeltraş değilim.

I amà Am I                                     Are you gardener?(Sen bir bahçıvan mısın?)

You areà are You                          Yes, I am. / No ,I am not

He isà is he

She isà is she                                   Is  she a nurse?(O bir hemşire mi?)

It isà is it                                          Yes, she is. / No, she isn’t

We are-à are we

You areà are you                           Are they  sculptors?(Onlar heykeltraş mı?)

They areà are they                         Yes, they are. / No, they aren’t.

 

Oleaster : iğde

Porter : hamal

Servant : uşak

Composer : bestekar

Trainer : antrenör

Goal keeper : kaleci

centipede : kırkayak

vulture : akbaba

carob bean : keçiboynuzu

astrich : devekuşu

carp : sazan

 

TRANSLATION

Ben bir hamal değilim. à I am not a porter.

Biz uşak değiliz. à We aren’t a servant.

Sen antrenör müsün? à Are you a trainer?

O bir kırkayak mıdır? à Is it a centipede?

O bir akbaba değildir. à It isn’t a vulture.

 

Biz kaleci değiliz. à We aren’t goal keepers.

O bir bestekardır. à He is a composer.

O bir iğde mi? à Is it an oleaster?

Onlar keçiboynuzu mu? à Are they carob beans?

Sen kaleci misin? à Are you a goal keeper?

 

IDIOMS,EVERYDAY EXPRESSION,SLANG(deyimler,güncel ifadeler,argo)

You are head off àSen kafayı yemişsin.

What isit to you? à Sana ne?

Take good care of your self. à kendine iyi bak.

Shiit! à tüh ,kahretsin

Have a heart! à insaf be!

Good for you à Aferin

No comment à yorum yok

Dig in! à Yumul (yemeğe)

Shut up ! à Kapat çeneni!

Cheer up! à Keyfine bak

Look to your manners à Hareketlerine dikkat et

Who do you think you are à Kim olduğunu sanıyorsun?

For my sake à Hatırım için

Never mind à Hiç kafana takma

Easy come easy go à Haydan gelen huya gider

So far so good. à Şimdiye kadar herşey yolunda

Long time no see à Uzun zamandır görüşemiyoruz.

(She) is not only fish in the sea à Dünyada bir tek O kız mı kaldı?

Oh .. really ! You look younger! à Gerçekten mi? Daha genç görünüyorsun.

Only you understand me, but you understood wrong(ly)à Beni bir sen anladın,sende yanlışanladın.

Good morning after supper à Uyanda balığa çıkalım.

Barking dogs seldom bite à Havlayan köpek ısırmaz.

Spit it out à Çıkar ağzındaki baklayı

Give me peace à huzur ver

 

INTRODUCING(Tanıtma)

Possesive pronouns (iyelik zamirleri)

My : benim

Your : senin

His : onun (erkekler için)

Her : onun (bayanler için)

Its : onun (cansız ve hayvanlar için)

Our : bizim

Your : sizin

Their : onların

 

Excuse me,(I’m) sorry to trouble you. (Afedersiniz,Rahatsız ettiğim için üzgünüm.)

May I introduce my self? (Kendimi tanıtabilir miyim?)

My name is Neslihan.What is your name?

(It’s) nice to meet you. / Pleased too meet you. / Glad to meet you (Tanıştığıma mutlu oldum.)

me too

name : isim

surname , secondary name , family name : soyisim

 

What is your name ? / Are you Neslihan?

My name is Neslihan. / It’s Neslihan.

 

GREETINES (selamlaşmalar)

Saying Hello and Good Bye

 

FORMAL(Resmi)                                                       INFORMAL(Resmi Olmayan,samimi)

 

Good morning àGünaydın                                      Hello

Good afternoon à İyi öğleden sonraları                 Hi

Good evening à İyi akşamlar                                   Good night

Good night à İyi geceler                                           Bye à Güle güle,Allahaısmarladık

Good Bye à Güle güle,Allahaısmarladık                Good Bye

How do you do? à Nasılsınız?                                  See you à görüşürüz

 

How are you ? à Nasılsınız

Fine thanks and you? à İyiyim teşekkürler,siz nasılsınız?

Not bad / Not too bad. à Kötü değil / Çok kötü değil.

What is the news? à Ne haber?

How is it going? à Nasıl gidiyor?

I’m ticking round a long à Yuvarlanıp gidiyorum.

 

ASKING WHERE PEOPLE ARE FROM (İnsanlara nereli olduğunu sormak)

Where à nerede, nereye..

From à ..den, ..dan

Where are you from? à Nerelisin?              Where is John from? He is from Italy.

I am from Turkey. à Türkiyeliyim              Where are they from?They are from Germany.

Wher abouts in Turkey? à Türkiyenin neresinden?

From Istanbul. à Istanbuldan.

Where do you come from ? I come from Turkey.

What is your nationality? / I am Turkish. (Türk’üm.)

 

COUNTRY (ÜLKE)                                                    NATIONALITY(MİLLİYET)

Germany 

France     

Turkey

Italy

Spain

Britian(UK)

England

Uniteal States of America

America

Egypt

Bulgaria

Greece

Australia

German

Franch

Turkish,Turk

Italian

Spanich

British

English

 

American

Egyptian

Bulgarian

Greek

Australian

 

ASKING PEOPLE’S JOBS(İnsanların Mesleğini Sormak)

What is your job?

What is your occupation            işiniz nedir?

What is your profession? à Uzmanlığınız nedir?

What do you do ? à Ne iş yapıyor sunuz?

What are you ? à Ne iş yapıyor sunuz?

I am a carpenter .(Marangozum.)

                JOBS                                    MESLEKLER                    JOBS                           MESLEKLER

1.Accountant

2.Driver

3.Tailor,Dressmaker

4.Grocer

5.Greengrocer

6.Fireman,firefighter

7.Secretary

8.Building contractor

9.Public relations officer

10.Police man

11.Officer

12.Artist

13.Actor

14.Actress

15.Lawyer

16.Judge

17.Waiter

18.Waitress

19.Milkman

20.Teacher

21.Composer

22.Sculptor

23.Writer

24.Fisher,fisherman

25.Hunter

26.Librarion

27.Docker

28.Captain

29.Pilot

30.Engine driver

31.Scientist

32.Detective

33.Spy,mole

34.Child minder

35.Vet

36.Dentist

37.Plumber

38.Trainer

39.Footballer

40.Goal keeper

41.Referee

Muhasebeci

Şoför

Terzi

Bakkal

Manav

İtfaiyeci

Sekreter

Müteahhit

Halkla İlişkiler       Memuru

Polis

Subay ,Memur

Ressam ,Sanatçı

Erkek artist,tiyatro sanatçısı

Bayan artist

Avukat

Hakim

Garson

Bayan Garson

Sütçü

Öğretmen

Bestekar

Heykeltraş

Yazar

Balıkçı

Avcı

Kütüphane memuru

İskele memuru

Kaptan

Pilot

Makinist

Bilim adamı

Dedektif

Ajan

Çocuk bakıcısı

Veteriner

Dişçi

Tesisatçı

Antrenör,hayvan bakıcısı

Futbolcu

Kaleci

Hakem

               42.Minister

               43.Prime  minister

               44.President

          45.Electrician

               46.Unemployed

               47.Retired

               48.Boss

               49.Worker

               50.Housewife

               51.Municipal police officer

               52.Pharmacist,chemist

               53.Sailor

               54.Sewage Collector

               55.Doorkeeper

               56.Architect

               57.Rubbish collector

               58.Coal miner

               59.Commentator

               60.Columnist

               61.Hair dresser

               62.Barber

               63.Businessman

               64.Union offical

               65.Shopkeeper

               66.Shop assistant

               67.Cook

               68.Adviser

               69.Farmer

               70.Mayor

               71.Photographer

               72.Tourism guide

               73.Astronaut

               74.Religious man

               75.Hodja

               76.Priest

               77.Chairman

               78.Translator

               79.Porter,carrier

               80.Army general

81.Director

Bakan

Başbakan

Cumhurbaşkanı,devlet başkanı,dernek başkanı

Elektrisyen

İşsiz

Emekli

Patron

İşçi

Ev hanımı

Zabıta memuru

 

Eczacı

Denizci

Lağımcı

Kapıcı

Mimar

Çöpcü

Maden işçisi

Yorumcu

Köşe yazarı

Kuaför

Berber

İşadamı

Sendika memuru

Esnaf

Tezgahtar

Ahçı

Danışman

Çiftci

Belediye başkanı

Fotoğrafçı

Turizm rehberi

Astronot

Din adamı

İmam

Papaz

Patron,lider

Tercüman

Hamal

Ordu generali

yönetici

 

ASKING PEOPLE’S  AGES(İnsanların   yaşlarını sorma)

How old  are you?        Kaç yaşındasın?

What is your age?        Yaşın nedir?

I am thirty-two (years old).

 

Numbers

1.One

2.Two

3.Three

4.Four

5.Five

6.Six

7.Seven

8.Eight

9.Nine

10.Ten

11.Eleven

12.Twelve                 

13.Thirteen                30_thirty       

14.Fourteen               40_forty

15.Fifteen                  50_ fifty

16.Sixteen                  60_sixty

17.Seventeen             70_seventy

18.Eighteen               80_eighty

19.Nineteen               90_ninety

20.Twenty                 100_a hundred

21.Twenty-one          1000_a thousand

22.Twenty-two         

a million

A billion

A milliar

 

HOME EXERCISES:

65  sixty-five

66  sixty-six

67  sixty-seven

68  sixty-eight

89  eighty-nine

47  fourty-seven

59  fifty-nine

34    thirty-four

75    seventy-five

87    eighty-seven

55    fifty-five

90    ninety

17     seventeen

83     eighty-three

 

How old are you?     (Kaç yaşındasın?)

I am twenty-four years old  (24 yaşındayım)

How old is your son?            (Oğlun kaç yaşındadır?)

He is seven months old         (O 7 aylık)

 

Railway station à tren istasyonu

Subway à metro

Lost property office à kayıp eşya bürosu

Town Hall à Belediye binası

City Hall à Valilik

Mental Hospital à Akıl Hastanesi

Fire Brigade à İtfaiye Binası

Military Museum à Askeri Müze

Mosque : cami

Churc : Kilise

Pharmacy,Chemist’s àEczane

Police Station : Karakol

 

 

Prepositions (edatlar)

İn à içnde

On à üstünde

Under à altında

At à -da , -de

In front of à önünde

Behind , in back of à arkasında

Opposite à karşısında

Near à yanında

Next to à bitişiğinde

Between à arasında

  1. Benim kitaplarım benim çantamın içindedir.à My books are in my bag.
  2. Kasem masanın üstündedir.à My bowl is on the table.
  3. Akbabam ağacın altındadır.à My vulture is under the tree.
  4. Arabalar otoparktadır. à The cars are at  the carparc.
  5. Kayıp eşya bürosu karakolun arkasındadır.à The lost property office is behind the police station.
  6. Valilik caminin karşısındadır.à The city hall is oppposite the Mosque.
  7. Tren istasyonu itfaiyenin yanındadır.à The railway station is near the fire brigade.
  8. Belediye binası eczanenin bitişiğindedir. à The town hall is next to the pharmacy.
  9. Koruma görevlisi cumhurbaşkanının önünde oturuyor.à The bodyguard is sitting  in front of the president.
  10. Askeri müze vilayetle polis karakolunun arasındadır.à The military museum is between the city hall and the police station.
  11. Bilgisayar oturma odasındaki masanın üstündedir.à The computer is on the table in the living room.
  12. Arabam askeri müzenin yanındaki otoparktadır.à My car is at the carpark near the military museum
Apostroph    s
Ali’s = Ali’nin

Ali’s car = Ali’nin arabası

Ali’s child = Ali’nin çocuğu

Ali’s a child. = Ali bir çocuktur.

Mehmet’s computer = Mehmet’in bilgisayarı

Ahmet’s dog = Ahmet’in köpeği

My father’s car = Babamın arabası

My father’s friend’s car = Babamın arkadaşının arabası

Babamın arkadaşlarının arabası = My father’s friends’ car.

Ahmet ve Mehmet’in arabası = Ahmet and Mehmet’s car.

 

1.Babamın arabası kayıp eşya bürosunun bitişiğindeki otoparktadır.

    My father’s car is at the car park next to the lost property office.

2.Kuzeninin bilgisayarı oturma odasındaki masanın üstünde mi? (üstünde midir?)

   Is your cousin’s computer on the table in the living (sitting) room?

3.Jack’in kız kardeşinin arkadaşlarının köpeğinin tasması nerede?

Sister = Kız kardeş

Collar = Tasma

Where is  Jack’s sister’s friends’ dog’s collar?

 

FAMILY

  1. Father,dad
  2. Daddy
  3. Mother, mum
  4. Mummy
  5. Brother
  6. Sister
  7. Elder brother(older)
  8. Elder sister(older)
  9. child
  10. children
  11. son
  12. daughter
  13. parents
  14. grandfather

 

Baba

Babacığım

Anne

Anneciğim

Erkek kardeş

Kız kardeş

Abi

Abla

Çocuk

Çocuklar

Erkek evlat

Kız evlat

Ebeveynler

Büyükbaba,dede

 

  1. grandmother
  2. grandchild
  3. grandchildren
  4. uncle
  5. aunt
  6. cousin
  7. niece
  8. nephew
  9. fiancé,fiancee
  10. wife
  11. husband
  12. twin
  13. triplet

      28.step mother

 

Büyükanne

Torun

Torunlar

Amca,dayı

Teyze,hala

Kuzen

Kız yeğen

Erkek yeğen

Nişanlı

Bayan eş

Erkek eş

İkiz

Üçüz

Üvey anne

 

 

 

 

Who =  kim

Who is jack? (Jack kimdir?)  / He is my step brother.

Who is Steve? / He is John’s brother’s classmate

Classmate = sınıf arkadaşı

Workmate = iş arkadaşı

Who is Lucy? (Lucy kimdir?) / She is my sister’s workmate. (O kız kardeşimin iş arkadaşıdır.)

 

Aşağıdaki cümleleri türkçeye çeviriniz!

1_Is your brother’s classmate’s uncle’s dog in the car at the car park behind the mosque?

(Senin) Erkek kardeşinin sınıf arkadaşının amcasının köpeği caminin arkasındaki otoparkdaki arabanın içinde mi?

2_Mary’s workmate’s nephew’s swimming pool isn’t next to the Town Hall.

Mary’nin iş arkadaşının erkek yeğeninin yüzme havuzu Belediye binasının bitişiğinde değildir.

3_Where is John’s father’s centipede’s step mother?

John’un babasının kırkayağının üvey annesi nerede?

swimming pool = yüzme havuzu

 

MARIAL  STATUS(medeni hal)

Married  : evli

Single .bekar

Separated :ayrı

Divorced : boşanmış

Widow :dul bayan

Widower : dul erkek

 

DESCRIBING PEOPLE

Tall : uzun boylu

 Short : kısa boylu

 Medium height : orta boylu

 Fat : şişman

 Slim : ince,zayıf ,narin

 Thin : ince,zayıf

 Old : yaşlı

 Young : genç

 Middle_aged : orta yaşlı

 Dark : esmer

 Fair,blonde : sarışın

 Auburn, Brown : kumral

 Beautiful : güzel

 Pretty : güzel,hoş

Good_looking:yakışıklı,şık

Handsome : yakışıklı

Curly_haired : kıvırcık saçlı

Wavy_haired : dalgalı saçlı

Short_haired : kısa saçlı

Straight_haired : düz saçlı

Medium_weight : orta kilolu

Strong : güçlü

İntelligent : zeki

Ugly : çirkin

Bald : kel

Very : çok

Quite : oldukça(olumlu cümlelerde;örn:hava oldukça sıcak)

Rather : oldukça(olumsuz cümlelerde;örn:O oldukça hasta)

This is my cousin Steve. ( Bu benim kuzenim Steve.)

He is tall and dark. (O uzun boylu ve esmer)

He is quite intelligent but he is rather ill unfortunately.(O oldukça zeki fakat oldukça hasta ne yazık ki.)

 

REGULAR PLURALS(düzenli çoğullar)                        IRREGULAR PLURALS(düzensiz çoğullar)

                                                                                  Bir kelime sonuna s almadan çoğul anlamındaysa

Singular(tekil)           plural(çoğul)                         singular(tekil)            plural(çoğul)

A medlar                   medlars                                  child                           children

An oleaster                oleasters                                 man                            men

A mussel                    mussels                                  woman                       women

A mushroom             mushrooms                           wolf(kurt)                  wolves

A strawberry            strawberryies                                    leaf(yaprak)              leaves

                                                                                  Loaf(somun)             loaves

Medlar : muşmul                                                     Tooth(diş)                  teeth

Mussel : midye                                                         Foot(ayak)                 feet

Mushroom : mantar

Strawberry : çilek

 

Too : -de , -da (pekiştirme anlamında)

1) My father is retired my mother is retired,too. (Babam emeklidir,annemde emeklidir.)

2) Ben işsizim Süleyman da işsiz. (I am unemployed Süleyman is unemployed, too)

3) Kızkardeşimin deve kuşu oturma odasındadır büyükbabamın devekuşu da oturma odasındadır.

    My sister’s astrich is in the living room my grandfather’s astrich is in the living room,too.

4) Kırkayağımın üvey kızkardeşi çirkindir devekuşumun kuzeni de çirkindir.

    My centipede’s step sister is ugly my astrich’s cousin is ugly , too.

 

Either : -de , -da (olumsuz cümlelerde kullanılıyor.)

1) I’m not normal my students aren’t normal,either.(Ben normal değilim öğrencilerim de normal değil.)

2) Ben mükemmel değilim sen de mükemmel değilsin.(I am not perfect you aren’t perfect,either.)

 

Aşağıdaki boşlukları “too” ya da “either” ile doldurun.

1)Jack is a sculptor John is a sculptor,..too…..

2)Marry isn’t retired Lucy isn’t retired ,…..either……..

3)My father is dark I am dark ,…….too……….

4)I am from Paris my doctor is from Paris ,…….too………..

5)You aren’t mean I am not mean, ……..either………….

 

ÖYLE DEĞİL Mİ?

Olumlu cümlelerde

  1. Jack is a waiter, isn’t he? (Jack bir garson değil mi?)
  2. The capital city of Turkey is Ankara, isn’t it?(Türkiye’nin başkenti Ankara değilmi?)
  3. You are from Antalya, aren’t you? (Antalya dansın değil mi?)
  4. I am very hat, aren’t I? (resmi durumda à Am not I ?)(Ben çok şişmanım değil mi?)

Olumsuz cümlelerde

1)The prisident isn’t very old, is she?(Cumhurbaşkanı çok yaşlı değil di mi?)

2)Your mother isn’t retired, is she? (Annen emekli olmadı di mi?)

3) Jack and John aren’t pilots,are they? (Jack ve John pilotlar di mi?)

4)The weather isn’t cold , is it ? (Hava soğuk değil di mi?)

 

HAVE GOT –VAR (Sahip Olmak)

Olumlu Cümle

I

You       have got

He

She        has got

It

We

You        have got

They

Olumsuz cümle

I

You       haven’t got

He

She        hasn’t got

It

We

You        haven’t got

They

Soru cümlesi

I          got

have   You     got 

He       got

Has     She      got 

It         got

We      got

Have   You     got  

They   got

 

Kısaltmalar

I have got à I’ve got                                               Benim bir bilgisayarım var.(Ben sahibim bir bilgisayara)

You have got à You’ve got                                   I have got a computer.

He has got à He’ve got

She has got à she’ve got                            Babamın bir arabası var. (Babam sahip bir arabaya)

It has got à It’ve got                                   My father has got a car.

We have got à We’ve got

You  have got à You’ve got                                  Kuzenimin büyük bir bahçesi var.

They have got à They’ve got                    My cousin has got a large garden.

 

Amcamın kırkayağının kırktane ayağı var. My uncle’s centipede has got forty feet.

I haven’t got a car. (Ben bir arabaya sahip değilim.)Benim bir arabam yok.

I haven’t got any cars. Benim hiç arabam yok.

Jack hasn’t got a child. Jack’in bir çocoğu yok.

Jack hasn’t got any children. Jack’in hiç çocoğu yok.

Kartalımın hiç kanadı yok. My eagle hasn’t got any wings.

 

Any : any kelimesi hiç anlamına gelir. Sayılabilen nesnelerle kullanıldığı zaman,bu nesneler çoğul olarak kullanılırlar.

Have you got any children? (Hiç çocuğun var mı?)

Yes ,I have / No, I haven’t

Have you got any brothers? (Hiç erkek kardeşin var mı?)

Yes ,I have / No, I haven’t

 

HOW MANY  : KAÇ TANE (Sayılabilen Nesnelerle)

  1. How many cars have you got? (Kaç tane araban var?)/ I have got two cars.
  2. How many brothers have you got? (Kaç tane erkek kardeşin var?)/ I have got five brothers.
  3. How many sisters has Marry got? (Marry’nin kaç tane kızkardeşi var?) She has got 3 sisters.

favourite : favori

who : 1)kim 2)kimi,kime

whom: kimi,kime

whose : kimin

where : nerede

what : ne

why : niçin

when : ne zaman

what time : ne zaman

how : nasıl

how many : kaç tane

how much : ne kadar

1. Who is your favourite singer? My favourite singer is Sezen Aksu.

2. What is your favourite football team? My favourite football team is F.B.

3. Who is your favourite footballer? My favourite footballer is Rüştü.

4. What is your favourite food? My favourite food is meatball. (meatball : köfte)

5. What is your favourite sport? My favourite sport is Javelin.

Javelin : cirit

High-jump : yüksek atlama

Wrestling :  güreş

Discus : disk atmak

Pole-vault :sırıkla atlama

6. Who is your favourite columnist? My favourite columnist is Bekir Coşkun.

HOME

 

Room

Dining room

Living room

Sitting room

Bedroom

Bathroom

Toilet

Kitchen

Hall

Wardrobe

Table

Chair

Carpet

Rug

Ceiling

Floor

Armchair

Sofa

Chandelier

Mirror

Audio

Set

Drawer

Vacuum cleaner

Food proccessor

Bed

Crib

Curtain

Washing machine

Dish washer

Socket

Plug

Refrigerator

Fridge

Pressure cooker

Oven

Microwave oven

Stove

Saucepan

Pan

Skillet

Dish

Plate

Glass

 

 

Oda

Yemek-misafir odası

Oturma odası

Oturma odası

Yatak odası

Banyo

Tualet

Mutfak

Salon

Gardolap

Masa

Sandalye

Halı,kilim

Halı

Tavan

Yer

Koltuk

Üçlü kanepe

Avize

Ayna

Müzik seti

Müzik seti

Çekmece

Elektrikli süpürge

Mutfak robotu

Yatak

Karyola

Perde

Çamaşır makinesi

Bulaşık makinesi

Priz

Fiş

Buzdolabı

Buzdolabı

Düdklü tencere

Fırın

Mikrodalga fırın

Soba

Tencere

Tava

Tava

Tabak

Düz tabak

Bardak

 

 

Decanter

Bottle

Jar

Tea glass

Teaspoon

Tray

Ashtray

Flower pot

Towel

Blanket

Quilt

Pillow

Sheet

Hang

Nail

Screw driver

Pincers

Scissors

Spoon

Fork

Knife

Window

Door

Wall

Tape recorder

Door’s handle

Bathtub

Tap

Sink

Washbasin

Basin

Cauldron

Bucket

Cup

Chimney

Roof

Balcony

Iron

Ironing table

Ironing board

Table cloth

Clothes peg

Vase

 

 

Sürahi

Şişe

Kavanoz

Çay bardağı

Çay kaşığı

Tepsi

Kül tablası

Çiçek saksısı

Havlu

Battaniye

Yorgan

Yastık

Çarşaf

Askı

Tırnak

Torna vida

Pense

makas

Kaşık

Çatal

Bıçak

Pencere

Kapı

Duvar

Kaset çalar

Kapı kolu

Küvet

Musluk

Lavoba

Lavoba

Leğen

Kazan

Kova

Kupa

Baca

Çatı

Balcon

Ütü

Ütü masası

Ütü masası

Masa örtüsü

Mandal

Vazo

 

 

 

THERE IS / THERE ARE

Vardır   / ne vardır / nerde vardır

İngilizcede ther is yada there are biryerde bulunmak anlamında “var” demektir. Bu tür cümleler kullanılırken Türkçedekinin aksine var –ne var-nerede varsıralamasıdır.

THERE IS (there’s)

A) Sayılabilen varlıklar için birtane var derken kullanılır.

 There is a vase on the table. (Masanın üzerinde bir vazo var)

Gardolapta bir battaniye var. There is a blanket in the wardrobe.

Masanın üzerinde bir tencere var. There is a saucepan on the table.

B) Sayılamayan nesneler için var derken kullanılır.

Şişenin içinde biraz böğürtlen suyu var. There is some blackberry juice in the bottle.

 

THERE ARE (there’re)

Sayılabilen nesneler için birden fazla sayıları kullanılarak (2,3,4…..) çok,yeterince,… var derken kullanılır.

There are five medlars on the table. Masanın üzerinde 5 tane muşmula var.

Kasenin içinde 7 tane dut var. There are seven mulberries in the bowl.

Masanın üzerinde 10 tane çatal var. There are ten forks on the table.

Lime : ıhlamur

Sage tea : adaçayı

Butter : tereyağı

Enough : yeterince

 

THERE ISN’T

A) Sayılabilen varlıklar için birtane yok derken kullanılır.

There isn’t a bowl on the table. Masanın üzerinde bir tane kase yok.

There isn’t a jar in the fridge. Buzdolabında bir kavonoz yok.

Gardolapta bir battaniye yok. There isn’t a blanket in the wardrobe.

Oturma odasında bir kültablası yok. There isn’t an asthray in the living room.

B) Sayılamayan nesneler için yok derken kullanılır.

Bardakta hiç ıhlamur yok. There isn’t any lime in the glass.

Buzdolabında hiç tereyağı yok. There isn’t any butter in the fridge.

 

THERE AREN’T

Sayılabilen nesneler için yok,hiç yok ya da birden fazla sayıları kullanılarak yok derken kullanılır.

There aren’t any forks on the table. Masanın üzerinde hiç çatal yok.

There aren’t enough chairs for the visitor. Misafirler için yeterince sandalye yok.

Mutfakta hiç tencere yok. There aren’t any saucepans in the kitchen.

Masanın üzerinde hiç kültablası yok. There aren’t any ashtrays on the table.

IS THERE

     a)Sayılabilen nesneler için “bir tane var mı?”diye sorulurken kullanılır.

     Is there a towel in the badroom? Yatak odasında bir havlu var mı?

     Yes ,there is / No there isn’t.

     Buzdolabında  bir şişe var mı? Is there a bottle in the fridge?

     b) Sayılamayan nesneler için “var mı?” diye sorulurken kullanılır.

     Buzdolabında hiç böğürtlen suyu var mı ? Is there any blackberry juice in the fridge?

     Kavanozda hiç bal var mı? Is there any honey in the jar?

   

     ARE THERE

Sayılabilen nesneler için hiç var mı? Yeterince var mı? Ya da birden fazla sayıları kullanılarak “var mı?” diye sorulurken kullanılır.

     Are there any spoons on the table? Masanın üzerinde hiç kaşık var mı?

     (Yes,there are/No,there aren’t)

     Banyoda hiç musluk var mı? Are there any taps in the bathroom?

     (Yes,there is one/No there aren’t any)

    

Fill in the banks by using “there is,there are,there isn’t,there aren’t ,is there?,are there?”

  1. ………. a dish washer in the bathroom.(+)
  2. ………. five chairs around the table.(+)
  3. ………. any wather in the bottle.(-)
  4. ………. a vase on the table.(-)
  5. ………. any children in the class.(-)
  6. ………. a lost property office in this city?
  7. ………. any milk in the fridge?
  8. ………. a museum near the post office?
  9. ………. any trucks at the car park?
  10. Ten forks on the table.(+)

How many : (sayılabilenlerde) ne kadar

How many ashtrays are there on the table ? masanın üstünde kaç tane kültablası var?

There are four asthrays on the table.

Fabrikada kaç tane işçi var? How many workers are there in the factory?

There are hundred workers in the factory.

İstanbulda kaç kişi var? How many people are there in Istanbul?

There are fifteen million people in Istanbul.

How much : (sayılamayanlarda) ne kadar

How much orange juice is there in the fridge? Buzdolabında ne kadar portakal suyu var?

There is a little orange juice in the fridge.

Evde ne kadar adaçayı var? How much sage tea is there at home?

asking and giving directions (adres sorma – cevap  verme)

over there : ileride

right : sağ

on the right : sağda

left : sol

on the left : solda

nearest: en yakında

 

kalıp1

Excuse me, Where is the nearest post office, please?( Afedersinz, en yakındaki postane nerede lütfen?)

It’s over there on the left. (ilerde,solda)

Thank you very much indeed. (içten çok teşekkürler.)

Not at all. (birşey değil.)

Excuse me, Where is the nearest police station, please?( Afedersinz, en yakındaki karakol nerede lütfen?)

It’s over there on the right. (ilerde,sağda)

Thank you very much indeed. (içten çok teşekkürler.)

Not at all. (birşey değil.)

Excuse me, Where is the nearest lost property office, please?( Afedersinz, en yakındaki kayıp eşya bürosu nerede lütfen?)

I’m sorry,I don’t know.(üzgünüm,bilmiyorum.)

Thank you anyway. (yine de teşekkürler.)

Not at all. (birşey değil.)

 

Kalıp2

Excuse me, Is there a cheap hotel near here?(Buralarda ucuz bir otel var mı?)

It’s over there on the left. (ilerde,solda)

Thank you very much indeed. (içten çok teşekkürler.)

Not at all. (birşey değil.)

 

Kalıp3

How can I go(get) to the nearest bus stop?(En yakın otobüs durağına nasıl gidebilirim?)

It’s over there on the left. (ilerde,solda)

Thank you very much indeed. (içten çok teşekkürler.)

Not at all. (birşey değil.)

First : birinci,ilk

Second : ikinci

Third : üçüncü

Floor : ka                                                                    

 

 2.Super market

 

2.Hair dresser’s

 

 

 

 

3.Shoe shop

 

 

 

 

3.Pet shop

 

 

 

 

1.Police station

 

 

 

 

1.restaurant                           

 

 

 

 

         2.KAT

 

 

 

 

1.bank

 

 

 

 

2.Toy shop

 

 

 

 

3.pharmacy

 

 

 

 

3.Phone box

 

 

 

 

2.Post office

 

 

 

 

1.Art gallery

 

 

 

 

        1.KAT

(B)      (A)

A. Excuse me, Where is the nearest Bank, please?

B. Upstairs,on the first floor,the first door on the left.(merdivenlerden yukarı,birinci katta,soldan birinci kapı.)

A.Thank you anyway. (yine de teşekkürler.)

B. Not at all. (birşey değil.)

A. Excuse me, Where is the nearest Restaurant, please?

B. Upstairs,on the second floor,the first door on the left.(merdivenlerden yukarı,ikinci katta,soldan birinci kapı.)

A.Thank you very much indeed. (içten çok teşekkürler.)

B. Not at all. (birşey değil.)

Car park

 

Mosque 

 

Art gallery

 

Lost Property Office

 

Estate Agent

 

Toy Shop

 

Stadium

 

Restaurant

 

Library

 

Post Office

 

Tea garden

 

Bus Stop

 

Pharmacy

 

Shoe Shop

 

Fire Brigade

 

Mental hospital

 

Phone box

 

Travel Agency

 

bank

 

museum

 

 

Take : gir

Turn : dön

Go straight on : düz devam et

Go ahead : dosdoğru git

Go along the street : cadde boyunca git

At the and of the street : caddenin sonunda

On the corner : köşede

You will see a fork : bir çatal göreceksin

Take the first right : ilk sağa gir

Take the second left : ikinci sola gir

Avenue : dört yol ağzı

 

A.Excuse me, Where is the nearest Estate Agent, please?(En yakın emlakçı nerede lütfen?)

B. Take the first right,go straight on for about a hundred meters,the second left,it’s over there on the right,on the right opposite the Travel Agency.(ilk sağdan gir,100 m. Civarında dümdüz git,ikinci sağda,ilerde sağda,sağda seyahat ajansının karşısında.)

A.Thank you very much indeed. (içten çok teşekkürler.)

B.Not at all. (birşey değil.)

A.Excuse me, Where is the nearest Lost Property Office, please?

B. Take the first left,go straight on about a hundred meters,the third left,iit’s over there on the right opposite the fire brigade.(ilk soldan gir,yüz m. Civarında dümdüz git,3.solda,ilerde sağda itfaiyenin karşısında.)

A.Thank you very much indeed. (içten çok teşekkürler.)

B.Not at all. (birşey değil.)

A.Excuse me, Where is the nearest Bank, please?

B.Take the first left,go straight on,the third right,it’s over there on the right opposite the car park.

(ilk soldan gir,dümdüz devam et,3. sağda,ilerde sağda otoparkın karşısında.)

A.Excuse me, Where is the nearest Library, please?

B.Take the first right,go straight on,the second right,it’s over there on the right opposite the post office.

A.Excuse me, Where is the nearest Mosque, please?

B.Take the firs left,go straight on,the second right,it’s over there on the right opposite the museum.

                                PEACES STREET                                                

VICTORY STREET

Cross the Victory Street : Victory caddesini geç

Go along the street : cadde boyunca yürü

That’s Peaces Streett,you will see the traffic lights . (O huzur caddesi,trafik ışıklarını göreceksin)

Just near the traffic lights : tam trafik ışıklarının yanı

I’m stranger here myself : Buraların yabancısıyım.

 

Kalıp

Take the (first) turning onyour (left) : solundaki ilk dönüşten gir.

 

SIMPLE PRESENT TENSE(GENİŞ ZAMAN)

FREQUENCY ADVERBS(sıklık zarfları)

always : daima,her zaman

usually : genellikle

generally : genellikle

frequently : sık sık

often : sık sık

sometimes : bazen

occasionally : ara sıra

seldom : nadiren

rarely : çok seyrek

scarcely : çok seyrek

hardly ever : neredeyse hiç

never : asla,hiç

on Mondays : pazartesi günleri

in May(s) : Mayısları

at the weekands : hafta sonları

in the morning(s) : sabahları

in the aftternoon(s) : öğleden sonraları

in the evening(s) : akşamları

at noon(s) : öğleleri

at night(s) : geceleri

everyday : hergün

everyweek : herhafta

once : bir kez

once a week : haftada bir kez

every other day : gün aşırı

every six months : altı ayda bir

every three weeks : her üç haftada bir

twice : iki kez

twice a week : haftada iki kez

three times : üç kez

three times a day : günde üç kez

 

OLUMLU CÜMLE

I          verb

You

He                                      a) son harfleri “–ch,-sh,-o,-x,-s” ile biten fiiller geniş zaman,olumlu         

She            verb + s               cümle  3.tekil şahıslarla kullanılacakları zaman es takısı alırlar.

It                                            brush + s à brushes

 b)bir sessiz ve hemen ardından y ile biten fiillerde y düşer yerine i                 geldikten sonra es takısı alır.

                                              study + s à studies

We                                        

You     verb

They

 

1.I ………….. my tiger in my free time.(tickle) Boş zamanlarımda kaplanımı gıdıklarım.

2.Jack ………….. his lion’s tail in the mornings.(pull)Jack sabahları aslanının kuyruğunu çeker.

3.My son …………..his centipede’s feet twice a day.(count) Oğlum kırkayağını günde iki kez besler.

4.Mary ………….. her crocodile’s teet everyday.(brush) Mary timsahının dişerini hergün fırçalar.

5.We always ………….. with our turtlle.(run) Biz daima kaplımbağamızla koşarız.

6.Yunus ………….. his dolphin everyday.(feed) Yunus hergün yunusunu besler.

7.My father ………….. in London.(live) Babam Londra’da yaşar.

8.I sometimes ………….. with Cindy.(dance) Ben bazen Cindy ile dans ederim.

9.My grandfather ………….. at night.(snore) büyükbabam geceleri horlar.

10.We ………….. backgammon at the weekends.(play)biz haftasonları tavla oynarız.

11.My neighbour ………….. at night.(drum) komşum geceleri davul çalar.

(tickle,pulls,counts,brushes,run,feeds,lives,dance,snores,play,drums)

FİİLLER

 

Drink

Paint

Study

Work

Cook

Wait

Eat

Buy

Sell

Drive

Run

Walk

Read

Write

Sing

Smoke

Make

Count

Imagine

Dream

Play

Talk

Speak

Listen to

Snore

Drum

Invent

Invite

Faint

Blush

Socer up

Wink (at)

Frawn

Hesitate

Threaten

Smile (at)

Laugh (at)

Cough

Chase

Catch

Hijack

Hitchhike

Give up

Flow

Stop

Start

Finish

Fear

Search

Investigate

Invest in

Make up

Promise

Lead

Turn on

Switch on

Turn off

Switch off

Turn up

Turn down

Try

Understand

Bark

Scratch

 

Içmek

Boyamak

Ders çalışmak

Çalışmak

Pişirmek

Beklemek

Yemek

Satın almak

Satmak

Kullanmak

Koşmak

Yürümek

Okumak

Yazmak

Şarkı söylemek

Sigara içmek

Yapmak

Saymak

Hayal etmek

Rüya görmek

Oynamak,çalmak

Konuşmak

Konşmak

Dinlemek

Horlamak

Davul çalmak

Icat etmek

Davet etmek

Bayılmak

Yüzü kızarmak

Ayılmak

Göz kırpmak

Kaşlarını çatmak

Tereddüt etmek

Tehdit etmek

Gülümsemek

Gülmek

Öksürmek

Kovalamak

Yakalamak

Uçak kaçırmak

Otostop çekmek

Vazgeçmek

Akmak

Durmak

Başlamak

Bitirmek

Korkmak

Araştırma yapmak

Araştırma yapmak

(e) para yatırmak

makyajyapmak,uydurmk

söz vermek

yönlendirmek

açmak (tv,musluk vs)

açmak (tv,musluk vs)

kapamak(tv,musluk vs)

kapamak(tv,musluk vs)

sesini açmak

sesini kısmak

denemek,çabalamak

anlamak

havlamak

kaşımak,tırmalamak

 

Know

Doubt

Hate

Like

Fry

Fly

Grill

Boil

Interrupt

Get up

Get off

Get on

Take

Bring

Take on

Take off

Land

Postpone

Put off

Cancel

Gossip

Gamble

Tickle

Knit

Sign

Resign

Vote

Elect

Commit suicide

Polish

Pull

Push

Stay

Sleep

Bring up

Grow

Milk

Water

Fertilise

Apply for

Dismiss

Provide

Conquer

Forget

Remember

Steal

Rub

Win

Kick

Punch (at)

Pinch (at)

Permit

Fight

Vomit

Spill

Drop

Grate

Peel

Die

Kill

Lend

Borrow

Itch

 

 

Bilmek,tanımak

Şüphelenmek

Nefret etmek

Hoşlanmak

Kızartmak

Uçmak

Izgara yapmak

Kaynamak

Sözünü kesmek

Kalkmak

Inmek (otobüs vs)

Binmek  (otobüs vs)

Alamak,götürmek

Getirmek

Giyinmek

Soyunmak

Havalanmak,konmak

Ertelemek

Ertelemek

Iptal etmek

Dedikodu etmek

Kumar oynamak

Gıdıklamak

Örgü örmek

Imzalamak

Istifa etmek

Oy vermek

Seçmek,elemek

Intihar etmek

Cilalamak

Çekmek

Itmek

Kalmak

Uyumak

Büyütmek (çocuk)

Yetiştirmek (sebze vs)

Süt sağmak

Sulamak

Gübrelemek

Müracat etmek

Işten çıkartmak

Sağlamak

Fethetmek

Unutmak

Hatırlamak

Çalmak

Soygun yapmak

Kazanmak

Tekme atmak

(e) yumruk atmak

(e) çimdik atmak

izin vermek

kavga etmek,savaşmak

kızmak

dökmek

düşmek

rendelemek

kabuklarını soymak

ölmek

öldürmek

borç vermek

borç almak

kaşınmak

 

 

 

OLUMSUZ CÜMLE

I                                              I drink sage tea in the morning.(sabahları adaçayı içerim.)

You         don’t                      I don’t drink sage tea in the morning.(sabahları adaçayı içmem.)

 

He                                               Old people govern Turkey.(Türkiyeyi yaşlı insanlar yönetir.)

She          doesn’t          verb      Old people don’t govern Turkey.(Türkiyeyi yaşlı insanlar yönetmez.)       

It                                            

   My horse neighs at night.(atım gecelri kişner.)   

We                                         My horse doesn’t neighs at night.(atım gecelri kişnemez.)                                

You         don’t                     

They                                       They work on saturday.(onlar Cumartesi çalışırlar.)

                                               They don’t work on saturday.(onlar Cumartesi çalışmazlar.)

 

My brother gets up very early.(kardeşim çok erken kalkar.)

My brother doesn’t get up very early.(kardeşim çok erken kalkmaz.)

My mother grates onions by crying.(annem ağlayarak soğan doğrar.)

My mother doesn’t grate onions by crying.(annem ağlayarak soğan doğramaz.)

I teach English.

I don’t teach English.

 

NOTE

İngilizcede birisi anlamına gelen somebody,someone,herkes anlamına gelen everybody,everyone,hiçkimse anlamına gelen nobody,noone  kelimeleri 3. tekil şahıs kabul edilirler. Dolayısıyla somebody,someone, everybody,everyone, nobody,noone  geniş zaman cümlesi içerisinde kullanıldıkları zaman fiile s takısı aldırırlar.

Everybody likes the sea. (herkes denizi sever.)

Nobody ve noone kelimeleri cümleyi kendibaşına olumsuz yaptıklarından cümle içerisinde kullanıldıkları zaman ayrıza don’t veya doesn’t olumsuz yardımcı fiillerini almazlar. Olumlu cümlelerdeki 3. tekil şahıslarda fiilin sonuna gelen s takısını doesn’t yardımcı fiili olumsuz cümlede kaldırdığından,nobody ve noone ile doesn’t ayrıca kullanılmayacağından nobody’nin özne olduğu geniş zaman cümlelerinde fiilin sonundaki s takısı devam eder.

Nobody swims in winter.(kışın kimse yüzmez.)

Never kelimeside kendi anlamıyla cümleyi olumsuz yapar.Nobody de anlatılan kurallar aynen geçerlidir.

I never drink milk.

She never drinks milk.

SORU CÜMLESİ

Do       I                                             *What do you do at the weekends?(haftasonları ne yaparsın?)

           You                                         I go fishing with my son. (oğlumla balığa giderim.)

Does    He                                          *Do you get up early in the mornings?(sabahları erken kalkarmısın?)

            She                 verb                Yes ,I do / No, I don’t

            It

            we

do        you

            they

 

Başbakan hergün güvercinlerini besler mi? Does the prime minister feed his pigeons everyday?

Yes , He does. / No, He doesn’t.

 

Fill in the blanks by using the given verbs in Simple Present

1.John sometimes ……….. the ducks.(feed)(+) àJohn bazebn ördekleri besler

2.Mary and I usually ………. in the mornings.(run)(+) Mary ve ben sabahları genellikle koşarız.

3.Steve ………. on Sundays.(work)(-)àSteve Pazar günleri çalışmaz.

4.We ………. anybody in the elections.(vote)(-)àSeçimde kimseye oy vermeyiz.

5. ….. You …….. your lynx at the weekends?(tickle)à Sen vaşağını haftasonları gıdıklar mısın?

6.How often ………. You ………. to the cinema?(go)à Hangi sıklıkta sinemaya gidersin?

7.My brother ………. tong in front of the Mental Hospital.(sell)àkardeşim akıl hastanesinin önünde maşa satar.

8. Where  ………. You ……….  ? (live) à Nerede yaşarsın?

9. Steve never ………. Physics.(study)à Steve asla fizik çalışmaz.

10. How ………. your son go to scholl?(go)à Oğlun okula nasıl gider?

 

(feeds,run,doesn’t work,don’t vote,tickle,do-go,sells,do-live,studies,does,make,postpones,doesn’t do,don’t wash,looks,play,don’t do,works,do,studies)

 

NOTE

Who İngilizcede Whom’un da görevini yaparak kim anlamının haricinde kimi,kime kelimelerinin de anlamını üstlenir.

Who soru kelimesinin kim anlamın geldiği durmlarda özne belli olamıyacağından , who’dan sonra does-do kullanılamaz. Böyle bir cümle olumlu düz cümleymiş gibi düşünülür. Who cümlenin öznesiyiş gibi bir yapı oluşturulur. Tekil özne olarak kabul edilir. Kendisinden sonra hemen fiil gelir. Fiil s takısı alır.

*Who works in your family? à Ailende kim çalışır?

Ancak who kelimesinin kimi ya da kime anlamlarına geldiği durumlarda özne belli olacağından normal soru cümle yapısı oluşturulur.

*Who do you visit at the weekends? à haftasonları kimi ziyaret edersiniz?

Nerede yaşarsın? à Where do you live?  (I live in Istanbul)

Nerede çalışırsın? à Where do you work? (I work in EMI)

İşe nasıl gidersin? à How do you go to work? (I go to work by bus.)

Boş zamanlarında ne yaparsın? à What do you do in your free time?

Ne kadar sık sinemaya gidersin? à How often do you go to the cinema?

 

WHAT KIND OF…….?

What kind of books do you read? (Ne tür kitap okursun?)

I read novels.(Roman okurum.)

What kind of films do you watch? (Ne tür filmler seyredersin?)

I watch adventure films(macera) / horror(korku)/science-fiction(bilim-kurgu)/actions

What kind of programs do you like? (Ne tür programlar seversin?)

I like documentaries(belgesel) / tv series(tv dizileri)/ news(haberler)

What kind of music dou yuo like? (Ne tür müzik seversin?)

I like classical music/ jazz/rock/pop/folk music

What kind of sports do you like? (Ne tür sporları seversin?)

I like team sports(takım sporları)/water sports(su sporları)/wrestling(güreş)/pole-vault(sırıkla atlama)/javelin(cit atma)/ice-skating(buz pateni)/weight-lifting(halter)

What kind of people do you like? (Ne tür insanlardan oşlanırsın?)

I like brave(cesur)/easy-going(uysal)/hard working(çalışkan)/bust(açıksözlü)/honest (dürüst)

What kind of food do you like? (Ne tür yemeklerden hoşlanırsın?)

I like sea food(deniz ürünleri) / meat (et)/ vegetables(sebze) / desserts (tatlı)

 

DAYS                              MONTHS                           SEASONS(mevsimler)

Monday                                 January                                 Spring : ilkbahar

Tuesday                                 February                               Summer : yaz

Wednesday                           March                                                Autumn,Fall : sonbahar

Thursday                              April                                      Winter : kış

Friday                                                May                                      

Saturday                               June                                      

Sunday                                  July

                                               August

                                              September

                                              October

                                               November

                                               December

 

LIKE (Hobi olarak severim)

I  like cartoons

My brother likes tennis

I like swimming.

 (Yüzmeyi severim)

Mary likes cooking.

(Mary yemek pişirmeyi sever)

My father likes playing backgammon very much.

(Babam tavla oynamayı çok sever)

I quite like travelling.

(Ben seyahat etmeyi oldukça severim)

I don’t like cooking.

(Yemek pişirmeyi sevmem)

at all =  Hiç (cümleyi olumsuz yapmaz.)

I don’t like singing songs at all.

(Şarkı söylemeyi hiç sevmem)

My mother doesn’t like gossipping at all.

Annem dedikodu yapmayı hiç sevmez.

Do you like playing tennis?

Tenis oynamayı severmisin?

 

OBJECT PRONOUNS(zamirler)

ME :beni,bana

YOU :seni,sana

HIM :onu,ona

HER :onu,ona

IT :onu,ona

US :bizi,bize

YOU :sizi,size

THEM : onu,onlara

 

Dou you like travelling?

Yes,I do / No, I don’t

Yes ,I quit like it.(Evet ben onu oldukça severim)

Yes ,I like it very much / No ,I don’t like it at all.

Do you like shoping?

Yes ,I do / No ,I don’t.

Do you like playing football?

Yes ,I do / No ,I don’t.

 

Do you like walking by the sea under the moonlight by singing songs?(Deniz kenarında ayışığı altında şarkı söyleyerek yürümeyi sever misin?)

By : kendisinden sonraki  kelimeye –ing getiriyorsa –arak,-erek anlamını katar.

TIME

Saat kaç?

What time is it?

What’s the time?

(Have you) got the time? (Samimi ortamlarda)

New Words:yeni kelimeler

Half = yarım, buçuk

Quarter = çeyrek

Past= geçiyor

To = var

Tam Saatler:

It’s nine o’clock (Saat 9)

Buçuk Saatler:

It’s half past eight. (saat sekiz buçuk)

Çeyrek geçiyor:

It’ a quarter past ten.  (saat 10 ‘u çeyrek geçiyor)

Çeyrek var:

It’s a quarter to six. (Saat 6’ya çeyrek var)

……geçiyor

It’s five past eleven  (Saat 11’i 5 geçiyor)

………var

It’s twenty-five to six. (Saat 6 ‘ya 25 var)

It’ eleven o’clock. (Saat 11)

It’s half past nine. (saat 9:30)

It’s seven (Saat 7)

It’s half past two (Saat 2:30)

It’s half past five (Saat 5:30)

It’s eight o’clock (Saat 8)

It’s a quarter past eleven (saat 11’i çeyrek geçiyor)

It’s a quarter to four (saat 4’e çeyrek var)

It’s twenty-five to seven (saat 7’ye 25 var)

It’s ten to twelve (12’ye 10 var)

 

Digital:

11:30 à eleven thirty

22:55 à twenty-two fifty-five

12:45 à twelve forty-five

19:15 à nineteen fifteen

Saat 7 de kalkarım.à I get up at seven o’clock .

Babam saat 9’da eve gelir.à My father gets home at nine o’clock.

Ben saat 9’da işe başlarım. à I start work at nine o’clock.

Ben saat 9’da işi bırakırım. à I stop work at nine o’clock.

 

From : den,dan

Untill,till : .. e kadar

I work from seven a.m. until five p.m. à Ben saat 7’den 5’e kadar çalışırım.

Babam sabah 9’dan akşam 8’e kadar çalışır.à My father work from nine a.m. until eight p.m.

Sabah 5’ten gece 11’e kadar çalışırım. à I work from five a.m. until eleven p.m.

                                                                 

FEELINGS (HİSLER)

To be hungry  = aç olmak

To be thirsty = Susamış olmak

To be happy = Mutlu olmak

To be unhappy  = Mutsuz olmak

To be hot = Sıcaklamış olmak

To be cold = Üşümüş olmak

To be tired = Yorgun olmak

To be busy = Meşgul olmak

To be ill = Hasta olmak

To be angry = Kızgın olmak

 

WHEN

1_Ne zaman

2_”_diği zaman, _ken” anlamları var.

 

When I am hungry, I eat ten humbergers = I eat ten humbergers when I am hungry.

(Ben açıktığım zaman, 10 hamburger yerim)

When I am tired, I go to bed early = I go to bed early when I am tired.

(Yorgun olduğum zaman, yatağa erken giderim)

When my sister is happy, she sings songs. = My sister sings songs when my sister is happy.

(Kız kardeşim mutluyken, şarkılar söyler.)

 

To be bored = Sıkılmış olmak

Somewhere = Bir yerler

Bomb = Bombalamak

 

When America is bored, it bombs somewhere = America bombs somewhere when it is bored.

(Amerika sıkıldığı zaman bir yerleri bombalar.)

When I am bored, I tickle my tiger = I tickle my tiger when I am bored.

(Ben sıkıldığım zaman kaplanımı gıdıklarım)

What do you do when you are bored?

(Sıkıldığın zaman ne yaparsın?)

When my grandfather is ill, he doesn’t go to doctor.

(Dedem hasta olduğu zaman, doktora gitmez.)

 

take / have a shower = Duş almak.

Take / have a bath = Banyo yapmak

When I am hot, I have a shower.(Sıcakladığım zaman, duş alırım)

look : 1. bakmak, 2. görünmek

like :  1. hoşlanmak , 2. gibi

look like : gibi görünmek, benzemek

they all : hepsi

I look like my mother. (Ben anneme benzerim)

She lookes like her mother. (O annesine benziyor.)

He lookes very like his father. (O babasına çok benzer.)

I look like my father but I have got my mother’s personality.(Babama benzerim ama annemin karakterine sahibim.)

They all look like their mother except John.(John hariç hepsi annelerine benziyor.)

Who do you look like? (Kime benzersin?)

He has got his father’s blue eyes. (Babasının mavi gözlerine sahip.)

Babamın mükemmel zekasını almışım. à I have got my father’s perfect intelligence.

Onun kıvırcık saçları var. à He has got curly hair.

 

BODY(VÜCUT)

Head :kafa

Face:yüz

Forehead : alın

Nape : ense

Neck :boyun

Nose : burun

Ear : kulak

Mouth : ağız

Throat : boğaz

Lip : dudak

Tooth : diş

Tongue : dil

Uvula : küçük dil

Hair : saç

Eye : göz

Eyelid : göz kapağı

Eyelash : kirpik

Eyebrow : kaş

Mole : ben

Chin : çene

Freckle(s) : çil

Wrinkle(s) : kırışıklık

Shoulder : omuz

Chest : vücudun ön tarafı

Back :  sırt

Arm : kol

Elbow : dirsek

Wrist : kol bileği

Hand : el

Palm : avuç içi

Knuckle : boğum

Nail : tırnak

Waist : bel

Heart : kalp

Brain : beyin

Stomach : mide

Kidney : böbrek

İntestine : bağırsak

Leg : bacak

Knee : diz

Ankle : ayak bileği

Foot : ayak

toe : baş parmak

thamb : eldeki baş parmak

clavus : nasır

corn :  nasır

muscle : kas

skin : cilt

moustache : bıyık

beard : sakal

whiskers : ince,seyrk sakal

liver :karaciğer

lung :akciğer

cheek :yanak

belly : göbek

heel :topuk

 

PRESENT PROGRESSIVE TENSE

NOTE

            İng. Şimdiki zaman Türkçede de olduğu gibi inglizcede de hem konuşma anında ceryan eden fiiller için (bahçıvan çiçekleri suluyor), hem de gelecekte meydana gelecek fiiller için kullanılır. (Halam yarın Antalya’dan geliyor)

            İng. Şimdiki zaman kavramı yine türkçede de olduğu gibi konuşma anında olmasada, geçici bir süre için devam eden fiiller için kullanılabilir.

(Ali Ankara’ya gitti. Ablasıyla kalıyor.) Bu tense’de sıkça kullanılan zaman zarfları:

Time Adverbs:

now = şimdi

at the moment = şu anda

right now = hemen şimdi

today = bugün

 

 

Olumlu Düz Cümle:

I am

You are

He

She      is       Verb +  ing

It

We

You       are

They

 

a) tek ‘e’ ile biten fiiller ‘_ing ‘ takısı alacakları zaman ‘e’ harfi düşer daha sonra ‘_ing’ takısı kullanılır.

Write + ing = writing

b) ‘i’ ve hemen ardından ‘e’ harfleriyle biten fiiller ‘_ing ‘ takısı alacakları zaman ie düşer yerine ‘y’ gelir. Daha sonra ‘_ing ‘ takısı kullanılır.

Tie + ing = tying

c) Son heceleri ortada bir sesli etrafında iki sessiz harften oluşan fiiller genellikle ‘_ing ‘ takısı alacakları zaman son harf leri tekrar edilir. Daha sonra ‘_ing ‘ takısı kullanılır.

Run + ing = running

Travel + ing = travelling

Swim + ing = swimming

 

My grandfather is grating the carrots at the moment.(Büyük babam şuanda havuçları rendeliyor.)

Everybody is crying for my grandfather’s death.(Herkes büyük babamın ölümü için ağlıyor)

 

well = iyi (fiilleri nitelendirir)

follow = takip etmek

 

Rüştü is playing very well today.

(Rüştü bugun güzel oynuyor)

Birisi beni takip ediyor.) à Somebody is following me.

Your dog is chasing someone.(Köpeğin birisini kovalıyor.)

bird = Kuş

Listen! The birds are singing a song.

(Dinle! kuşlar şarkı söylüyor.)

 

Olumsuz Cümle:

I am not

You aren’t                                                        

He                                                                                      

She      isn’t     Verb   +  ing

It

We

You     aren’t

They

 

Soru Cümlesi:

am      I                      

are     You                 

           He

İs       She       Verb   +  ing

           It

          We

Are    You                 

          They

 

Why are you crying, dear?(Niçin ağlıyorsun? Canım)

I’m grating the onions.(Soğan rendeliyorum)

Where are the children playing?(Çocuklar nerde oynuyorlar?)

Are you doing anything this evening?(Bu akşam bir şey yapıyormusun?)

beautifully(zarf) = güzel

Sezen isn’t singing beautifully today.(Sezen bugün güzel şarkı söylemiyor.)

 

rain = Yağmur, yağmur yağmak

The weather isn’t raining today.Bugün yağmur yağmıyor

Fight = Kavga etmek

They aren’t fighting, they are dancing.

(Onlar kavga etmiyorlar, dans ediyorlar)

 

The boss isn’t laughing today. (Bugün patron gülmüyor)

What is your mother cooking this evening?(Annen bu akşam ne pişiriyor.)

 

Exercises:

Simple Present Or Present Progressive:

Unfortunately = Ne yazık ki

Crawl = Emeklemek

Govern = Yönetmek

go around = Etrafında dönmek

rise = Yükselmek (dogmak)

celebrate = Kutlamak

happiness = Mutluluk

 

parakeet                                                                                  monkey = Maymun

budgie                        muhabbet kuşu                                               flea = pire

budgiar                                                                                   mean = Cimri

love bird

 

1.Hey John! Our baby….is crawling…(crawl)(+)

2.Unfortunately, America ……..governs….this world (govern)(+)

3.The moon  ……..goes around……..the earth (go around)(+)

4.My son………doesn’t do………………..his homework on time. (do)(-)

5.Look! The sun…………..is rising…………….(rise)(+)

6.Listen! The birds……are celebrating..our happiness (celebrate)(+)

7.How often ….do…..you..feed……….your love bird? (feed) (+)

8.Nobody…….likes………….mean people (like)(+)

9….Do……….you sometimes ….count………..your problems? (count) (+)

10.My sister ..is cleaning…her monkey’s fleas at the moment.(clean)(+)

 

Adım John. Marangozum. Kırk yedi yaşındayım. Evliyim. Üç çocuğum var. Onların isimleri; Steve, Lucy ve jack. Londra’da yaşıyorum. Sabahları yedi de kalkarım. Eşimde sabahları yedide kalkar. Kalkar kalkmaz yüzümü yıkarım ve daha sonra kahvaltımı ederim. İşe otobüsle gidiyorum. Sabah dokuzdan akşam yediye kadar çalışırım. Boş zamanlarımda kitap okurum. Fakat eşim asla kitap okumaz. O genellikle belgesel seyreder. Aslında ben de belgesel seyretmeyi çok severim. Bazen çocuklarım beni ziyaret eder. Steve Manchester’da yaşıyor. Onun iki kızı var. O meşgul olmadığı zamanlar çocuklarıyla beraber bizi ziyaret eder. Eşim torunlarını çok sever. Bu yüzden onlara sık sık hikayeler anlatır. Steve’in eşi çok iyi gitar çalar. Onlar bizi ziyaret ettikleri zaman gece yarısına kadar şarkılar söyleriz.

As soon as = (Kendisinden sonraki cüm.) “….er …mez” anlamı katar.

Actually = aslında

In fact = Aslında

So = Bu yüzden

            My name is Steve. I’m fifty years old. I’m divorced. I get up very early in the mornings. As soon as I get up, I tickle my tiger for Five minutes. My tiger is very patient. After that I wash my bald ibis and then I eat my breakfast. After that I count my centipede’s feet. I’m a very happy man. I sell tongs at night. I’m very famous everywhere for example the policemen in Istanbul know me very well. They sometimes buy tongs from me. When they buy tongs, they laugh very much. I don’t know why. Everybody knows me. I’m very famous in Perpa, too. Everybody thinks that I’m a teacher. I don’t know why. I’m very happy.I’m very famous in Bakırkoy, too.

                                                                                  Bakırkoy Mental Hospital

FOOD

  1. Bread : ekmek
  2. Water : su
  3. Tea : çay
  4. Coffee : kahve
  5. Sugar : şeker
  6. Salt : tuz
  7. Soup : çorba
  8. Meot : et
  9. Vegetable : sebze
  10. Fruit : meyve
  11. Dessert : tatlı
  12. Orange : portakal
  13. Apple : elma
  14. Banane : muz
  15. Strawberry : çilek
  16. Cherry :kiraz
  17. Sourcherry : vişne
  18. Blackberry : böğürtlen
  19. Mulberry : dut
  20. Fig : incir
  21. Tangerine : mandalina
  22. Medlar : muşmula
  23. Pomegranate : nar
  24. Kiwi : kivi
  25. Grapefruit : greyfurt
  26. Pineapple : ananas
  27. Melon : kavun
  28. Watermelon : karpuz
  29. Pear : armut
  30. Grape(s) : üzüm
  31. Plum : erik
  32. Damson : mürdüm eriği
  33. Quince : ayva
  34. Oleaster : iğde
  35. Carob bean : keçiboynuzu
  36. Cabbage : lahana
  37. Cauliflower : karnıbahar
  38. Leek : pırasa
  39. Arthicoke : enginar
  40. celery, Celeriac : kereviz
  41. Eggplant : patlıcan
  42. Aubergine : patlıcan
  43. Radish : turp
  44. Red radish : kırmızı turp
  45. Horse radish : siyah turp
  46. Carrot : havuç
  47. Parsley : maydanoz
  48. Cress : tere
  49. Lime : ıhlamur
  50. Sage tea : adaçayı
  51. Rose hip : kuş burnu
  52. Rose haw : kuşburnu
  53. Pepper : biber
  54. Red pepper : kırmızı biber
  55. Black pepper : kara biber
  56. Logust bean : kuru fasulye
  57. Lentil : mercimek
  58. Broad bean: bakla
  59. Green bean : taze fasulye
  60. Squash : kabak
  61. Lettuce : kıvırcık
  62. Cos lettuce : marul
  63. Pea(s) : bezelye
  64. Mushroom : mantar
  65. Pickle : turşu
  66. Mixed pickle : karışık turşu
  67. Cucumber : salatalık
  68. Turnip : şalgam
  69. Garlic : sarmısak
  70. Cheese : peynir
  71. Olive : zeytin
  72. Salami : salam
  73. Egg yumurta
  74. Jam : reçel
  75. Honey : bal
  76. Mustard hardal
  77. Ketchup : ketçap
  78. Salad : salata
  79. Macaroni : makarna
  80. Rice : pilav,pirinç
  81. Mineral water : soda
  82. Fish : balık
  83. Blue fish : lüfer
  84. Bonito : palamut
  85. Anchovy : hamsi
  86. Mackerel : uskumru
  87. Horse mackerel : istavrit
  88. Sardine : sardalya
  89. Carp : sazan
  90. Mussel : midye
  91. Walnut : ceviz
  92. Chestnut : kestane
  93. Hazelnut : fındık
  94. Peanut : fıstık
  95. Pistachio : çamfıstığı
  96. Almond : badem
  97. Potato : patates
  98. Tomato : domates
  99. Spinach : ıspanak
  100. Purslane : semizotu
  101. Yoghurt : yoğurt
  102. Sausage : sosis
  103. Undercooked : az pişmiş
  104. Underdone : az pişmiş
  105. Evercooked : çok pişmiş
  106. Everdone : çok pişmiş
  107. Boiled : kaynamış
  108. Grilled : ızgara
  109. Fried : kızarmış
  110. Flour : un
  111. Baking powder : kabartma tozu
  112. Dough : hamur
  113. Cinnamon : tarçın
  114. Thyme : kekik
  115. Coconut : hindistan cevizi
  116. Cumin : kimyon
  117. Mint : nane
  118. Peach : şeftali
  119. Apricot : kayısı
  120. onion : soğan

 

COMMON NON-PROGRESSIVE VERBS: (Genel “_ing” alamayan fiiller:)

*İstem dışı anlamıyla olanlar “ing” almazlar.

Know:  bilmek, tanımak

Realize: farkına varmak

Understand: anlamak

Recognize: seçmek, ayırt etmek

Love: sevmek

Like: hoşlanmak, sevmek

Appreciate: onceden tahmin et, sezmek, takdir et., onemini an.

Possess: sahip olmak

Taste*: 1_tad vermek 2_tadına bakmak

Smell*: 1_kokmak 2_koklamak

Seem: görünmek

Look*: 1_görünmek 2_bakmak

Appear*: 1_(ortaya çıkamak) görünmek 2_sahnede görünmek

Believe: Inanmak

Feel*: 1_… hissi vermek 2_hissetmek, dokunmak

Suppose: Var saymak, tahmin et.

Think*: 1_düşünmek, sanmak 2_sorulmuş bir sorudan dolayı beyni kullanılıyor ol.

Hate: nefret et.

Dislike: hoşlanmamak

Have*: 1_Sahip olmak 2_yemek yemek

Hear: Duymak

Cost: değer etmek

Owe: Borcu olmak

Weigh*: 1_ ağırlık etmek

2_tartmak

Imagine: Hayal etmek

Doubt: Şüphe etmek

Remember: Hatırlamak

Forget: Unutmak

Fear: Korkmak

Envy: Kıskanmak

Own: Sahip olmak

See*: 1_görmek 2_görüşmek

Be*: 1_Olmak 2_ (aptal)…’lık etmek

Exist: Var olmak

Want: İstemek

Need: Ihtiyacı olmak

Prefer: tercih etmek

Mean: demek istemek, kastetmek

Mind: Umursamak, umrunda olmak

Care: Umursamak, umrunda olmak

Belong to: ait olmak

Consist of: Oluşmak, meydana gelmek

Contain: İçermek, kapsamak

İnclude: İçermek, kapsamak

 

LOOK :

1_Bakmak anlamındayken “ing” alabilir.

Everbody is looking out of the window.

(Herkes pencereden dışarı doğru bakıyor)

2_Görünmek anlamındayken “ing” alamaz.

You look very beautiful today.

(Bugün çok güzel görünüyorsun.)

 

Note:

Yukardaki listede yanlarına * işareti konmuş fiiller bazı anlamlarıyla “ing” takısı alabilirler. Bazı anlamlarıyla alamazlar.

Buradaki ortak özellik istem dışı olan fiillerin “ing” takısı ALAMAMALARIDIR.

 

TASTE:

1_Tadına Bakmak anlamındayken “ing” takısı alabilir

The bear is tasting the pears.

(Ayı armutların tadına bakıyor)

2_Tad vermek anlamında “ing” takısı alamaz.

The ice cream tastes very delicious

(Dondurma çok lezzetli tat veriyor)

 

SMELL:

1_koklamak anlamındayken “ing” alabilir

The children are smelling the flowers in the garden.

(çocuklar bahçedeki çiçekleri kokluyorlar)

2_Kokmak anlamındayken “ing” takısı alamaz.

Your new perfume smells like spring flowers.

(Yeni parfümün ilk bahar çiçekleri gibi kokuyor)

to be asleep = Uykuda olmak

 

APPEAR:

1_görünmek anlamındayken “ing” takısı alamaz.

He appears to be asleep.

(O uykuda görünüyor)

2_sahnede görünmek anlamında “ing” alabilir.

The actor is appearing on the stage.

(Aktör sahnede görünüyor)

fur = tüy (kedi, kopek vs..)

FEEL:

1_Dokunmak anlamında “ing” alabilir.

I’m feeling the cat’s fur.

(Kedinin tüylerine dokunuyorum)

2_Hissi vermek anlamında “ing” almaz.

The cat’s fur feels soft.

(kedinin tüyü yumuşaklık hissi veriyor)

 

THINK:

1_Zannetmek, sanmak anlamındayken “ing” almaz.

I think she is a spy.

(Onun bir ajan olduğunu sanıyorum)

2_Düşünmek anlamındayken “ing” alabilir.

Question = soru, sorun

I asked a question to Mary.  She is thinking about it.

(Mary’e bir soru sordum. O onun hakkında düşünüyor)

 

HAVE:

1_Sahip olmak anlamındayken “ing” almaz.

I’ve got a very shy tiger.

(Çok utangaç bir kaplanım var.)

2_Yemek yemek anlamındayken “ing” alabilir.

My tiger is having the cow in the bathroom.

(Kaplanım ineği banyoda yiyor.)

 

WEIGH:

1_Ağırlık etmek anlamındayken “ing” almaz.

My centipede weighs two grams.

(Kırk ayağım 2 gram geliyor)

2_Tartmak anlamındayken “ing” alabilir.

The greengrocer is weighing the watermelons.

(Manav karpuzları tartıyor)

 

SEE:

1_Görmek anlamındayken “ing” almaz.

Do you see the fly?

(Sineği görüyormusun?)

2_Görüşmek anlamındayken “ing” alabilir.

My father is seeing his lawyer.

(Babam avukatıyla görüşüyor)

 

BE:

1_Olmak anlamındayken “ing” almaz.

My father is an animal lover.

(Babam bir hayvan severdir)

2_Yapılan bir fiilden dolayı geçici olarak bir sıfatı taşımak anlamındayken yani ….’lık lik etmek anlamındayken “ing” alabilir.

My son is cutting the tiger’s tail. He is being foolish (fool).

(Oğlum kaplanın kuyruğunu kesiyor. O aptallık ediyor.)

 

SHOPPING (Buying Clothes)

A_May I help you?

(Size yardımcı olabilirmiyim?)

B_I’m just looking

(Sadece bakıyorum)

B_Can I look around?

 (Etrafa bakabilirmiyim?)

B_I’m looking for a sweater. Have you got anything in blue?

(Bir kazak arıyordum. Mavi bir şeyiniz varmı?)

A_Yes, here’s  a lovely one in blue.

(İşte güzel mavi bir şey)

B_Can I try it on?

(Onu deneyebilirmiyim?)

A_Of course. (Tabiiki elbette)

B_It doesn’t fit me. Have you got a larger size?

(O bana uymadı (uymuyor) Daha büyük bir bedeniniz varmı?)

A_What size? (Kaç beden?)

B_Fourteen. (14)

A_Here you are. (Buyrun)

B_It doesn’t suit me. (O bana yakışmıyor)

A_Would you like to try this?

 (Bunu denemek istermiydiniz?)

B_What a nice sweater! How much is this?

(Ne hoş bir kazak! Bu ne kadar?)

A_Twenty pounds. (20 pound)

B_Can I pay by credit card?

(Kredi kartıyla ödeyebilirmiyim?)

A_Yes, sir (madam)

 (Evet, beyfendi yada hanfendi)

B_I’ll take it, please. (O’nu alayım lütfen)

A_Here you are. (Buyrun)

B_Have a nice day! (İyi günler)

A_Thank you, sir. (Teşekkürler.

Keep the change = Üstü kalsın

IDIOMS

What Next = Yok daha neler.

Cheaper Than ADZA = Adza’dan daha ucuz.

 

WOULD LIKE

(En kibar şekilde istemek)

Would you like to drink some coffee?

(Biraz kahve içmek istermisiniz?)

Would you like a cup of tea?

(Bir fincan çay istermisiniz?)

I’d like = İstiyorum.

                                                                                                         

HOTEL

M_I’d like a room please

    (Ben bir oda istiyorum, lütfen)

R_Single or Double?

    (Tek kişilik veya çift kişilik mi ?)

M_Single, please

    (Tek kişilik lütfen)

R_With bath or with shower?

   (Banyolu mu, duşlu mu?)

M_With shower, please.

   (Duşlu lütfen)

R_For one night?

   (Bir gecelik için mi?)

M_For two nights. How much is the room?

    (İki gecelik. Oda ne kadar?)

R_Fifty pounds for one night including breakfast.

    (Kahvaltı dahil bir gecelik 50 pound)

M_Can I pay by credit card?

   (Kredi kartıyla ödeyebilirmiyim?)

R_Yes, sir (madam). We take American Express or Visa. Could you register, please?

    (Evet, efendim yada hanfendi. Biz Amerikan Expresi veya Visa’yı kabul ediyoruz. Kaydolabilirmisiniz lütfen?)

M_Pardon?

    (Anlayamadım)

R_Could you fill in the form, please?

   (Form’u doldurabilirmisiniz, lütfen?)

M_Of course. Here you are.

   (Tabii ki, buyrun)

R_Thank you sir(madam). Here are your keys. Have a good stay.

   (Teşekkürler beyfendi. Anahtarlarınızı buyrun. İyi istirahatler)

M_Thank you sir.

                                                                                                                   

a bottle of milk : bir şişe süt

a pocket of cigarettes : bir paket sigara

a kilo of cheese : bir kilo beyaz peynir

a loaf of bread : bir somun ekmek

two loaves of bread : iki somun ekmek

a jar of honey : bir kavanoz bal

a glass of tea : bir bardak çay

two hundred and fifty grams of olives : 250 gr zeytin

a liter of olive-oil : 1lt zeytinyağı

anything else? : başka birşey?

Can I take the bill : bilet alabilir miyim?

 

SIMPLE PAST TENSE (Geçmiş Zaman)

Yesterday (yestıdey):Dün

Last: Geçen

Last week : Geçen hafta

Last weekend : Geçen hafta sonu

Last month:Geçen ay

Last year: Geçen yıl

……… ago : Önce

two years ago : 2 yıl önce

Three months ago: 3 ay önce

In (1976) : 1976’da

 

Cumlenin en sonunda kullanılır. Ancak vurgu yapmak için cümlenin en başında da kullanılırlar.

 

Olumlu Cümle:

                                   a)Düzenli fiillerde

                                               Verb + ed

Özne               +                                                         + Nesne + yer + zaman

                                   b)Düzensiz fiillerde

                                               Verb2

Regular Verbs(Düzenli fiiller)                    Irregular Verbs(Düzensiz fiiller)

Paint = Boyamak                                         Find -found-found = Bulmak

Visit = Ziyaret etmek                                   Break-broke-broken = Kırmak     

Close = Kapatmak                                       steal-stole-stolen = Çalmak, hırs.

Travel = Seyahat etmek                              win-won-won = Kazanmak

Study = Çalışmak, tahsil görmek                go-went-gone = Gitmek

Work = para kaz. Çalışmak                      

Start = başlamak

Kill = Öldürmek

Birisi 1963’te Kennedy’i öldürdü. Somebody killed Kennedy in 1963.

Sadece ‘t’ veya ‘d’ harfiyle biten fiiller ‘ed’ takısı aldıkları zaman bu ‘ed’ takısı ‘ıd’ diye telafuz edilir.

Note:

Bir sessiz ve hemen ardından ‘y’ ile biten fiiller ‘ed’ takısı alacakları zaman ‘y’ düşer yerine ‘i’ gelir daha sonra ‘ed’ takısı kullanılır.

 

Study + ed = studied

Carry + ed = carried

Şu çocuk dün pencereyi kırdı.

That child broke the window yesterday.

Well = iyi (fiillere iyi an. Katar)

Fenerbahçe dün çok iyi oynadı.

Fenerbahçe played very well yesterday.

Wallet = Cüzdan

Geçen hafta sonu bir cüzdan buldum.

I found a wallet last weekend.

Dün büyük babamı ziyaret ettik.

We visited my grandfather yesterday.

 

Olumsuz Cümle:

                                  

Özne               + didn’t  + Verb + Nesne + yer + zaman

Did not = didn’t       

 

Get up = Kalkmak

Early = erken

Dün erken kalkmadım.

I didn’t get up early yesterday.

Brush = Fırçalamak

Tooth – teeth  = Diş – dişler

Geçen yıl dişlerimi fırçalamadım.

I didn’t  brush my teeth last year.

Babam dün işe gitmedi.

My father didn’t go to work yesterday.

Vote = Oy vermek

Anybody = Hiç kimse

Geçen yıl kimseye oy vermedim.

I didn’t vote anybody last year.

Geçen hafta sonu arabamı yıkamadım.

I didn’t wash my car  last weekend.

Fertilise= Gübrelemek

Dismiss = İşten çıkartmak

Field = Tarla, alan

Company = şirket

Geçen yıl tarlayı gübrelemedik.

We didn’t fertilise the field last year.

Şirket geçen yıl kimseyi işten çıkartmadı.

The company didn’t dismiss anybody last year.

 

NOTE

‘Never’ kelimesi kendi anlamıyla cümleyi olumsuz yaptığından, bu kelimenin olduğu cümlelerde ayrıca ‘didn’t’ olumsuz yardımcı fiili kullanılmaz. Geçmiş zaman olumsuz cüm. Olumlu cümlede fiilin sonuna gelen ‘ed’ takısını kaldıran ve düzensiz fiillerin 2. hallerine 1. hale dönüştüren ‘didn’t’ ‘never’’ın old. Bir cümlede kullanılamayacağından böyle bir cümlede ‘ed’ ve 2. hal devam eder.

 

I played tennis when I was a student.

I didn’t play tennis when I was a student.

* I never played tennis when I was a student.

(Ben öğrenciyken hiç tenis oynamadım)

Nobody’ ve ‘no-one’ kelimeleri de kendi anlamlarıyla özne olarak cümleyi olumsuz yaptıklarından ‘didn’t’ yardımcı fiili ayrıca kullanılamaz bu yüzden bu kelimelerin özne old. Cüm. Düzenli fiiller ‘ed’ alırlar, düzensiz fiiller 2. halleriyle kullanılırlar.

Nobody came to work yesterday.

(Dün hiçkimse işe gelmedi)

Ben hastayken beni hiçkimse ziyaret etmedi.

Nobody visited me when I was ill.

 

Soru Cümlesi:

did + Özne     + Verb + Nesne + yer + zaman

Dün kitabı getirdiler mi?

Did they bring the book yesterday?

Yes, they did / No, they didn’t

Dün saat kaçta kalktın?

What time did you get up yesterday?

I got up at six o’clock yesterday.

Geçen hafta niçin işe gitmedin?

Why didn’t you go to work last week?

Dün ne pişirdin?

What did you cook yesterday?

Roof = çatı

Fix = onarmak

Baban geçen hafta sonu çatıyı onardımı?

Did your father fix the roof last weekend?

who broke the window? —‘Kim’ gorevinde (özne belli değil)

(Camı kim kırdı?)

Who did you kill yesterday?—‘Kimi’ grv. (Özne belli)

(Dün kimi öldürdün?)

 

PAST OF ‘BE’

(‘BE’ in geçmişi)

Olumlu Cümle:                    

I                                  was                            

You                            were                           I’m in Antalya at the moment.

He                                                                  I was in Antalya yesterday.

She                             Was                            (Dün Antalya’daydım.)

It                                                                   

We                                                                 (Oyun harikaydı.)

You                            Were                          The play was wonderful.

they

 

Olumsuz Cümle

I                                  wasn’t            Ayla dün partide değildi.

You                            weren’t                      Ayla wasn’t at the party yesterday.

He

She                             wasn’t            İstanbul ve İzmir dün yağışlı değildi.

It                                                                    Istanbul and Izmir weren’t rainy yesterday.                                           

We

You                            weren’t

they

 

all right = Yolunda olmak, tamam, pekala

rainy = Yağışlı

journey = Yolculuk

 

Soru Cümlesi:          

           

was                 I                      Dün neredeydin?                             

were               You                Where were you yesterday?

 

                        He                                          

Was                She                 Partide herşey yolundamıydı?                               

It                    Was everything         all right at the party?                                  

We                 Yolculuk nasıldı?                            

Were              You                How was the journey?                    

they

Ceza:

Canan = Prime minister ve Halkla ilişkiler memuru ‘nu yazacak okunuşuda

Aaksoy = Carpenter ‘ı yazacak

 

Translation:

1_Çocuklar postanenin arkasında futbol oynuyorlar.

The children are playing football behind the post office.

2_Kuzenim sık sık bizi ziyaret eder.

My cousin frequently (often) visits us.

3_Dün erkek kardeşim ve ben yeni bir bilgisayar satın aldık.

My brother and I bought a new computer  yesterday.

4_Babam dün işe gitmedi.

My father didn’t go to work yesterday.

5_Annen ne pişiriyor.

What is your mother cooking?

V1                   V2                               V3      

Go       –         went               –           gone

Find     –         found –                       found

Write –           wrote                           written

sell       –         sold                 –           sold

 

Aşagıdaki boşlukları Şimdiki zaman – geniş zaman – Geçmiş zamanla doldurun.

1_Jack ….wrote….a letter to his grandfather yesterday. (write)(+)

2_How …did….you ..go…to school yesterday? (go)(+)

3_Alexander  Graham Bell ….invented..the telephone.(invent)(+)

4_Listen! The baby is crying..(cry) (+)

5_How often …..do…..you ….visit…your parents?(visit)(+)

6_How…did..Beşiktaş …play…….last Sunday?(play)(+)

7_My mother …..is cleaning.the kitchen at the moment.(clean)(+)

8_The repairman …fixed…..the roof yesterday.(fix)(+)

9_Is….she …….reading..a grammar book or a novel now ?(read)

10_My son …..found….a bracelet yesterday.(find)(+)

11_Atatürk ..established   Turkish Republic in 1923 (establish)(+)

12_Fatih…..conquered……..Istanbul in 1453.(conquer)

13_.Was..the policeman successful at the last operation?(be)

14_Emine is solving..the problems by crying at he moment.(solve)

15_Burçin ….was……..late yesterday, as usual.(be)

16_we ..are studying……….English at the moment.(study)

17_Neslihan …..sold……………..her zebra last sunday.(Sell)

18_Sakıp is sleeping under a bridge now because of the bad economy.(sleep)

19_Sezen …..visited……….mr.Sazan yesterday.(visit)

20_The Prime Minister ..didn’t resign…yesterday, unfortunately.(resign)(-)

 

unfortunately = Ne yazıkki

resign = istifa etmek

as usual = Her zamanki gibi

bracelet = bilezik

Turkish Republic = T.C.

 

COMPARATIVE

(kıyaslama)

İngilizcede sıfatlara daha anlamı katmak için hece sayısına göre sıfatlar kısa sıfatlar ve uzun sıfatlar diye önce iki gruba ayrılır;

Bir veya bazen iki heceden oluşan kısa sıfatlara daha anlamını katmak için sıfatların sonuna er takısı getirilir.

 

Kısa sıfat:

Tall (uzun) —à tall + er –à taller (daha uzun)

Short (kısa) -à short + er -à shorter (daha kısa)

Old (eski, yaşlı) -à old + er -à older (daha yaşlı)

 

1.Ortada bir sesli etrafında iki sesizden oluşan kısa sıfatların bir bölümüne daha anlamını katmak için son harf tekrarlandıktan sonra ‘er’ takısı getirilir.

Fat (şişman) -à fatt + er –à fatter (daha şişman)

Big (büyük) -à bigg + er -à bigger (daha büyük)

 

2.Son hafleri bir sessiz ve hemen ardından ‘y’ ile biten kısa sıfatlara daha anlamını katmak için ‘y’ düşer yerine ‘i’ geldikten sonra ‘er’ takısı kullanılır.

Easy (kolay) –à eas + ier –à easier (daha kolay)

Happy (mutlu) -à happ + ier -à happier (daha mutlu)

3.Son  harfleri ‘e’ ile biten sıfatlara daha anlamını katmak için sıfatların sonuna sadece ‘r’ harfi getirilir.

Late (geç) -à late + er –à later (daha geç)

 

Uzun sıfat:

Uzun sıfatlara daha anlamını katmak için ise sıfatların başına ayrı bir kelime olarak more getirilir.

Different : farklı                              more different : daha farklı

İnteresting : enteresan                     more interesting : daha enteresan

Economical : ekonomik                   more economical : daha ekonomik

A mercedes is more expensive than an Opel.(Bir mersedes bir Opel’den daha pahalıdır.)

Marry is taller than Lucy. (Marry Lucy’den daha uzundur.)

Fenerbahçe Galatasaray’dan daha başarılıdır.Fenerbahçe is more succesful than Galatasaray.

Erzurum Trabzon’dan daha soğuktur. Erzurum is more colder than Trabzon.

Sezen Aksu Yeşim Salkım’dan daha meşhurdur.Sezen Aksu is more famous than Yeşim Salkım.

 

Aşağıdaki boşlukları sıfatlara daha anlamını katacak şekilde doldurun.

1.You are more pessimistic than me.(pessimistic:kötümser)

2.He is more stubborn even than a goat.(stubborn:inatçı)O keçiden bile daha inatçı.

3.Steve is shorter than Lucy.(short)

4.Life more diffucult than death.(diffucult:zor)Hayat ölümden daha zor.

5.Antalya is hotter than Kayseri.(hot:sıcak)

6.Wo is richer Sakıp or you?(rich:zngin)Hanginiz daha zengin Sakıp mı sen mi?

7.Everything is more expensive now.(expensive:pahalı)Şimdi herşey daha pahalı.

8.My suitcase is heavier than yours.(heavy:ağır)Bavulum seninkinden daha ağır.

9.You are more beautiful than roses.(beautiful:güzel)Sen güllerden daha güzelsin.

10.Mr. Brown is more torpid than his wife.(torpid:uyuşuk)Mr.Brown kaısından daha uyuşuk.

SUPERLATIVE

İngilizcede kısa sıfatlara en anlamını katmak için sonlarına est takısı getirilir. En anlamını kazanmış bir sıfata sahip olan nesne tek olacağından the ile kullanılır.

Short : kısa                the shortest : en kısa

Tall: uzun                  the tallest :  en uzun

NOTE

1.Ortada bir sesli ve etrafında iki sessizle biten sıfatların bir bölümü “en” anlamını kazanmak için sonlarına est alırken ilk önce son harfleri tekrarlanır.

Fat : şişman               the fattest : ne şişman

Big : büyük               the biggest : en büyük

 

2.Son harfleri bir sessiz ve hemen ardından y ile biten kısa sıfatlar “en” anlamını kazanacakları zaman y düşer yerine “i” geldikten sonra “est” takısı kullanılır.

Easy : kolay               the easiest: en kolay

3.Son harfleri e le biten kısa sıfatlar “en” anlamını kazanacakları zaman sadece “st“ takısını alırlar.

Late : geç                   the latest : en geç

İstanbul is the biggest city in Turkey. İstanbul Türkiye deki en büyük şehirdir.

İstanbul is the biggest city of Turkey. İstanbul Türkiye’nin en büyük şehirdir.

Which one is the cheapest? Hangisi en ucuz?

My mother is the oldest person in our family. Annem ailemizin en yaşlı kişisidir.

Uzun sıfatlara “en” anlamını katmak içinse sıfatların başına ayrı bir kelime olarak “most” getirilir.

Optimistic:iyimser                the most optimistic : en iyimser

You are the most beautiful girl of the world. Sen dünyanın en üzel kızısın.

 

IRREGULAR ADJECTIVES(düzensiz Sıfatlar)

Good : iyi                   better : daha iyi                    the best : en iyi

Bad : kötü                 worse : daha kötü                 the worst : en kötü

Far : uzak                  farther : daha uzka              the furthest : en uzak

Much,many : çok      more : daha çok                    the most : en çok

Little :az                    less : daha az                         the least : en az

 

Aşağıdaki boşlukları sıfatlara en anlamını katacak şekilde doldurun.

1.İstanbul is the most crowdet city of Turkey.(crowdet:kalabalık)

İstanbul Türkiye’nin en kalabalık şehridir.

2.Unemployment is the most important problem of Turkey.(important:önemli)

İşsizlik Türkiye’nin en önemli problemidir.

3.Fenerbahçe is the best football team of the univerce.(good:iyi,univerce:evren)

Fenerbahçe evrenin en iyi takımıdır.

4.You are the most interesting person of the world.(interesting:ilginç)Sen dünyanın en ilginç insanısın.

5.Rüştü is the best goal keeper of Turkey.(good)Rüştü Türkiye’nin en iyi kalecisidir.

6.This is the most serious problem of our company.(serious:ciddi)Bu şirketimizin en ciddi problemidir.

7.What is the most famous food of your country?(famous)Ülkenizin en ünlü yemeği nedir?

8.Lake Van is the largest lake of Turkey.(large:geniş) Van Gölü Türkiye’nin en geniş gölüdür.

9.Who is the fattest student in this class?(fat:şişman)Sınıfın en şişman öğrencisi kim?

10.I am the happiest man of the world.(happy:mutlu)Ben dünyanın en mutlu adamıyım.

Babamın dün niçin eve gelmediğini bilmiyorum.I don’t know why my father didn’t came home yesterday.

Çocukların nerede oynadıklarını biliyor musun?Do you know where the children are playing?

Camı kimin kırdığını merak ediyorum. I wonder who broke the window.

Niçin          hiçkimse babamın şimdi niçin üniversitedeyken koşabildiği kadar koşamadığını bilmiyor.

s.kelimesi     özne                               bağlaç                                                                                     fiil

why doesn’t anybody know why my father can’t run now as fat as he could when he was at university?

 

AS ……….. AS (kadar)

You are as beautiful as roses . Güller kadar güzelsin.

She is as stubborn as a goat. O keçi kadar inatçı.

Işıl is as hardworking as bees. Işıl arılar kadar çalışkandır.

You are as fat as me. Benim kadar şişmansın.

Sen benim kadar şanslı değilsin. You aren’t as lucky as me.

Demonstrative pronouns (iyelik zamirleri)

 

Mine : benimki

Yours : seninki

His : onunki

Hers :onunki

İts : onunki

Ours : bizimki

Yours : sizinki

Theirs : onlarınki

 

THE SAME AS (aynısı)

Your skirt is the same as mine. Gömleğin benimkiyle aynı.

My calculator is the same as yours. Hesap makinem seninkiyle aynı.

Senin araban benimkiyle aynı mı? Is your car the same as mine?

Benim buzdolabım Alininkiyle aynıdır. My refrigerator is the same as Ali’s.

Benim bilgisayarım oğlumunkiyle aynı. My computer is the same as my son’s.

 

DIFFERENT FROM  (……. den farklı)

Jack’s computer is different from mine. Jack’in bilgisayarı benimkinden farklıdır.

My personality is different from yours. Benim kişiliğim seninkinden farklı.

Turkey’s climate is different from England’s. Türkiye’nin iklimi İngiltere’ninkinden farklı.

Herşey 1960 lardan farklıdır. Everything is different from 1960’s.

  1. shirt
  2. skirt
  3. trousers
  4. pants
  5. shorts
  6. sweater
  7. junper
  8. pullover
  9. waist coat
  10. cardigan
  11. nighty
  12. buckle
  13. zip
  14. belt
  15. lace(s)
  16. brace(s)
  17. coat
  18. jacket
  19. jeans
  20. sock(s)

 

Gömlek

Etek

Pantaloon

Pantaloon

Şort

Kazak

Kazak

Kazak

Yelek

Hırka

Gecelik

Toka

Fermuar

Kemer

Bağcık(lar)

Pantaloon askısı

Pardesü,kaban

Ceket

Kot pantaloon

Çorap

  1. hat
  2. cap
  3. button
  4. glove(s)
  5. mitten(s)
  6. blouse
  7. dress
  8. ring
  9. earring
  10. bracelet
  11. Necklace
  12. Shoe(s)
  13. Sandal(s)
  14. Slipper(s)
  15. Boat(s)
  16. Collar
  17. Tie
  18. Bow-tie
  19. t-shirt
  20. suit

Şapka

Kep türü şapka

Düğme

Eldiven(ler)

Eldiven(ler)

Bluz

Elbise

Yüzük

Küpe

bilezik

Kolye

Ayakkabı(lar)

Sandalet(ler)

Terlik(ler)

Çizme(ler),bot(lar)

Yaka

Kravat

Papyon

Tişört

Takım elbise

give me peace : huzur ver

rotten : (bozuk) sebze ,meyve vs.

Out of order : sipariş,sipariş etmek

                         Komut,komut vermek

                         Bozuk (elektrikli eşyalar)

Ox : öküz (oxes : öküzler)

Drought : kuraklık

Unemployment : işsizlik

 

MESAURES(ölçüler)

How old are you ? à I’am thirty-two years old.

How tall are you?(Boyun kaç?) à I’m one meter eighty centimeters tall.

How much do you weigh?(Kilon kaç?) à I weigh ninety kilograms.

My mother is fifty-five years old but she looks younger.(Annem 55 yaşında ama daha genç gözüküyor.)

My father is sixty years old but he looks older.(Babam 60 yaşında ama daha yaşlı gözüküyor.)

My uncle is fifty years old and he lookis age.(Amcam 50 yaşında ve yaşını gösteriyor..)

Ağrı dağı : mount Ağrı,Mount Ararat

Mount Ağrı is 5165 meters high.

M2 à meter square

M3 à meter cube

1 inch =~ 2.5 cm

1 food =~ 30 cm

1 pound = ~450-500 gr

A mercedes is 4.5 meters long.

 

DESCRIBING PEOPLE

What is she like?(O nasıl birisi?)

Extravagant

Torpid

Butterfingers

Obstinate

Stubborn

Nosy

Shy

Talkative

Chatterbox

Brainy

Clever

Intelligent

Genius

Tight_fisted

Two-faced

Brave

Fearful

Brainless

Rude

Discourteous

Honest

Dishonest

Reliable

Generous

Gifted

Talented

Ambitious

Savurgan

Uyuşuk

Sakar

Dik kafalı

Inatçı

Burnu havada

Utangaç

Konuşkan

Geveze

Çok kafalı,beyinli

Zeki

Zeki

Deha

Eli sıkı

Iki yüzlü

Cesur

Korkak

Beyinsiz

Kaba

Terbiyesiz

Dürüst

Namussuz,şerefsiz

Sözüne güvenilir

cömert

Becerikli

Yetenekli

Hırslı

Self_confident

Calm

Bad tempered

Easy going

Down  to earth

Silly , stupid , fool

Crazy

Cheerful

Friendly

Patient

Impatient

Kind , gentle

Selfish

nervy

Optimistic

Pessimistic

Bussy

Argumentative

Jealous , envious

Cruel

Sadistic

Sensitive

Energetic

Forgetful

Introverted

extraverted

 

Kendine güvenen

Soğukkanlı

Kötü huylu

Uysal

Mantıklı

Aptal

Çılgın

Neşeli

Arkadaş canlısı

Sabırlı

Sabırsız

Nazik,kibar

Bencil

Sinirli

Iyimser

Kötümser

Hükmetmeyi seven

Tartışmacı

Kıskanç

Zalim

Sadist

Hassas

Enerjik

Unutkan

Içine kapanık

Dışa dönük

 

Nile = 0 (Maçlarda)

TELEPHONING

Version 1:

A_Good moRning, This is Mustafa Sarıgül. Is that Mr. Brown?

            (Günaydın. Ben Mustafa Sarıgül, siz Bay Brown musunuz?)

B_No it isn’t.

            (Hayır değil)

A_Could I speak to Mr. Brown, please?

            (Bay Brown la görüşebilirmiyim, lütfen?)

B_He’s absent . (He is not in.) Can I take a message?

            (O burda değil. (Oiçerde değil) Bir Mesaj alabilirmiyim?)

A_Could you ask him to phone me, please?

(Ona beni aramasını rica edebilirmisin, lütfen)

B_Of course. What is your phone number?

            (Tabii ki. Telefon numaranız kaç?)

A_566 20 45. Thank you very much.

            (566 20 45 çok teşekkürler)

B_Not at all.

            (Bir şey değil)

 

Version 2:

A_Good moRning, this is James Brown. I’d like to speak to Mr. Bush, please.

            (Günaydın, Ben James Brown, Bay Bush’la görüşmek isterdim, lütfen.)

B_He is on the other line. Can you wait a minute, please?

            (O diğer hatta, bir dakika bekleyebilirmisiniz, lütfen?)

A_Yes, of course.

B_I’m putting you through. Hold on the line, please. (hold on) (hold the line)

            (Sizi bağlıyorum, Hatta kalın, lütfen)

A_Thank you very much, indeed.

B_Not at all.

 

EATING IN A RESTAURANT

Man_Good evening. Have you got a table for two?

(İyi akşamlar, 2 kişilik masanız varmı?)

Waiter_Yes, sir over there by the window.

(Evet efendim, işte orada pencere kenarında)

Woman_Thank you

(Teşekkürler)

Waiter_What would you like to eat (have), madam?

(Ne yemek isterdiniz hanfendi?)

Woman_I’ll start with soup and then I’ll have roast beef, please.

(Çorba ile başlayıp daha sonra kızarmış biftek alayım, lütfen)

Waiter_I’m sorry, madam. There is no more roast beef.

(Üzgünüm hanfendi, kızarmış bifteğimiz kalmadı)

Woman_I’ll have rump steak, then

(Öyleyse kuzu budu alayım)

Waiter_Certainly, madam. How would you like your steak?

(Elbette hanfendi, Budunuzu  nasıl isterdiniz?)

Woman_Rare, please.

(Az pişmiş, lütfen)

Waiter_ Certainly, madam. What would you like to drink?

(Elbette hanfendi, Ne içmek isterdiniz?)

Woman_Coke, please.

(Kola lütfen)

Waiter_And for you sir?

(Ve siz beyfendi?)

Man_I’ll have chicken, please.

(Tavuk alayım lütfen)

Waiter_Vegetables, sir?

(Sebze efendim?)

Man_Some mushrooms and a green salad, please.

(Biraz mantar ve yeşil salata lütfen)

Waiter_ What would you like to drink, sir?

(Ne içmek isterdiniz, beyfendi?)

Man_Ayran, please.

(Ayran lütfen)

Waiter_ Certainly, sir.

(Elbette beyfendi)

Woman_How is the chicken?

(Tavuk nasıl?)

Man_A bit tough, vegetables are nice, though.

(Biraz sert, sebzeler hoş yinede)

Waiter_Is everything all right?

(Herşey yolunda mı?)

Man_Yes, excellent.

(Evet, mükemmel)

Woman_Thank you.

(Teşekkürler)

Waiter_Could I bring you a little coffee?

(Size biraz kahve getirebilir miyim?)

Man_Yes please

(Evet lütfen)

Woman_No,thank you.

(Hayır teşekkürler)

Man_Could you bring us the bill,please?

(Hesabı getirebilir misiniz?lütfen)

Waiter_Certainly,sir.Here you are.

(Tabi ki.Buyrun)

Man_Is service included?

(Servis dahil mi?)

Waiter_No,sir.

(Hayır efendim)

Man Keep the change.

(Üstü kalsın)

Waiter Thank you very much sir.

(Teşekkürler efendim)

Man_Not at all.Have a nice day.

(Birşey değil.İyi günler.)

 

IMPERATIVE(Emir Kipi)

Olumlu Emir Kipi

Wait here,please! (Burada bekleyin,lütfen!)

Follow me ,please! (Beni takip edin,lütfen!)

Shut the door! (Kapıyı kapat!)

Turn the television on (Televizyonu aç!)

Pass the salt ,please! (Tuzu uzat ,lütfen!)

Always warn up before mathes!(Maçlardan önce daima ısın!)

Always wash your hands before meals! (Yemeklerden önce daima ellerini yıka!)

Hurry up! (Acele et,çabuk ol!)

Be quiet! (Sessiz ol!)

Be careful! (Dikkatli ol!)

Look out! (Dikkatli ol!)

Open the door! (Kapıyı aç!)

Answer the telephone! (Telefona cevap ver!)

Turn the television down! (Televizyonun ssini kıs!)

Wipe your nose! (Burnunu sil!)

Brush your teeth three times a day! (Günde 3 kere dişlerini fırçala!)

 

NOTE :

Emir kiplerinde vurguyu artırmak için cümleler do ile başlar.

Do leave the windows openbefor you go out. (Dışarı çıkmadan önce pencereyi kapat!)

Do sit here! (Buraya otur!)

 

Olumsuz Emir Kipi

Don’t smoke here! (Burada sigara içme!)

Don’t talk! (Konuşma!)

Don’t park here! (Buraya park etme!)

Don’t gossip! (Dedikodu etme!)

Don’t hesitate to ask my help! (Yardımımı istemeye tereddüt etme!)

Don’t talk when (you are) eating! (Yemek yerken konuşma!)

Don’t get up late! (Geç kalkma!)

Don’t trust anyone! (Kimseye güvenme!)

NOTE :

Olumsuz emir kiplerinde vurguyu artırmak için don’t à do not olarak yazılır.

Do not use this rood ! (Bu yolu kullanma!)

Do not smoke near the machine! (Makinanın yanında sigara içme!)

Do not feed the animals! (Hayvanları beslemeyin!)

  • Aynı zamanda vurguyu pekiştirmek için never kelimesi de kullanılır.

Never smoke before meals! (Asla yemekten önce sigara içme!)

Never trust America! (Asla Amerika’ya güvenme!)

 

OFFERING(Teklif Etme)

Why Don’t We…(.. niçin yapmıyoruz)

Why don’t we go for a picnic? (Neden pikniğe gitmiyoruz?)That’s a good idea. (Bu çok iyi bir fikir.)

Why not? (Neden olmasın?)

I’m afraid I can’t. (Korkarım gelemem.)

I’d love to, but I can’t. (İsterdim fakat gelemem.)

Why don’t we play backgommon? (Neden tavla oynamıyoruz?)

Why don’t we listen to music? (Neden müzik dinlemiyoruz?)

 

Shall

Shall we study English? (İngilizce çalışalım mı?)

Shall we take a walk ? (Yürüyüşe çıkalım mı?)

Shall we play tennis? (Tenis oynayalım mı?)

Shall I open the window ? (Camı açayım mı?)

Shall we watch a documentary ? (Belgesel seyredelim mi?)

Let’s(Haydi)

Let’s play chess! (Haydi satranç oynayalım!)

Let’s! (Haydi!)

Let’s sing a song! (Haydi şarkı söyliyelim!)

Let’s have a break! (Haydi tenefüs yapalım!)

 

TRANSLATION

1. Odanı temizle! à Clean your room!

2. Gazeteyi ver! à Bring the news paper!

3. Bana su getir ,lütfen ! à Bring water me, please.

4. Lütfen bana huzur verin! à Give me peace ,please.

5. 6:00 dan önce şirketi terketmeyin! à Don’t leave the company before six o’clock.

6. Asla insanların arkasından konuşma! à Never backbite people!

7. Niçin tv seyretmiyoruz! à Why don’t we watch tv?

8. Arabayı yıkayalım mı! à Shall we wash the car?

9. Haydi dans edelim! à Let’s do dance!

 

DO YOU MIND IF (Sakıncası varmı)

Do you mind if I smpke here? (Burada sigara içmemin sakıncası var mı?)

No, please do. (Hayır,lütfen yapın.)

Well, I’d rather you didn’t.(Şey,yapmamanızı tercih ederim.)

Do you mind if I opne the window? (Pencereyi açarsam rahatsız olur musunuz?)

No, please do. (Hayır,lütfen yapın.)

Well, I’d rather you didn’t.(Şey,yapmamanızı tercih ederim.)

Buraya park etmemin bir sakıncası var mı? à Do you mind if I parc here?

Buraya oturmamın bir sakıncası var mı? à Do you mind if I sit here?

Burada dedikodu etmemizin bir sakıncası var mı? à Do you mind if We gossip here?

Yarın işe gelmememin bir sakıncası var mı? à Do you mind if I don’t come to work tomorrow?

 

SHOWING INTERESTING(İlgi Gösterme)

I am from Antalya.

Really ? So am I. (Sahi mi? Bende öyle)

Are you ? So am I.(Öylemi? Bende öyle)

My brother speaks perfect French.

Really ? So do I. (Sahi mi? Bende öyle)

Does he ? So do I.(Öylemi? Bende öyle)

Neslihan can cook very well.

Really ? So can I. (Sahi mi? Bende öyle)

Can she ? So can I.(Öylemi? Bende öyle)

 

1.I painted my room last Sunday.

   Did you? So did my children.

2.mary is watching a documentary at the moment.

   Is she? So I my parents.

3.I was in Fethiye last Summer.

   Were you? So was I.

4.I have got seven children.

   Have you? So have I?

5.Jack lives im Çemişkezek.

   Does he? So does my cousin.

 

I don’t like Tarkan.

Don’t you? Neither do I. (Öylemi? Bende sevmem.)

Marry doesn’t eat meat.

Doesn’t she? Neither does my sister.

I can’t swim.

Can’t you? Neither can I.

 

WHAT’S THE MATTER WITH YOU?(Neyin Var?)

 

What’s the matter with you?

I feel dizzy. (Başım dönüyor.)

I have got a stomachache. (Midem ağrıyor.)

What’s the matter with him?

He has got (a) temperature. (O’nun ateşi var.)

I have got a toothache. (Bir dişim ağrıyor.)

A pain in (my) side à yan tarafımda bir ağrı

(the) measles à kızamık

(the) flu à (nezle)

a sore throat à boğaz ağrısı,yanık

What’s the matter with you?

I have got the measles.

What’s the matter with you?

I have lost my appetite. (İştahımı kaybettim.)

I have got blister on my foot. (Ayağım su topladı).

I have got indigestion. (Hazımsızlığım var.)

What’s the matter with you?

I have got a waistache. (Belim ağrıyor.)

What’s the matter with you?

My arm hurts (Kolum ağrıyor.)

Where does it hurt? à Neresi ağırıyor?)

Does it hurt very badly? (Çok kötü mü ağırıyor?)

 

FUTURE TENSES(GELECEK ZAMAN)

Future With Will

                                             

OLUMLU CUMLE

I

You

He

She           will + verb 

It

We

You

They

I’m think she will resign.

 

OLUMSUZ CUMLE

I

You

He

She            won’t + verb

It

We

You

They

I won’t sell this car.

 

SORU CUMLESI

I

You

He

    Will +         She

It

We

You

They

 

 

Future With going to

 

OLUMLU CUMLE

I am

You are

He is

She is       going to + verb

It is

We are

You are

They are

They are going to meet here.

She is going to come at seven

 

OLUMSUZ CUMLE

I am not

You aren’t

He isn’t

She isn’t         going to + verb

It isn’t

We aren’t

You aren’t

They aren’t

They aren’t going to play in Inonu Stadium next week.

 

SORU CUMLESI

Am I

Are You

Is He

Is She          going to + verb  

Is It

Are We

Are You

Are They

 

NOTE

1. Bir fiilin işleneceğine konuşma anından önce karar verilmişse going to yapısı kullanılır.

 -Why are you turning on the television?—à   -I’m going to watch the news.

2. Bir fiilin işleneceğine konuşma anında karar verilmişse will yapısı kullanılır.

 -Hey John!Your car has got a flat tyre. -à   –Rearly!I will change it now.

3.Bir fiilin olacağını gösteren kesin ya da kesine yakın deliller varsa going to kullanılır.

 The sky is very cloudy.It’s lightening. It’s going to rain.

4.Ancak ihtimalin daha zayıf  olduğu umarım,sanırım,korkarım ifadeleriyle başlayan cümleler will ile            kullanılır.

I think, the referee will postpone the match.

5.Söz verirken will kullanılır.

I promise, I will stop smoking

6.Will ayrıca yapayım,edeyim kelimelerinde olduğu gibi fiillere –yım,-yim anlamlarını da katar.

I’ll help you.

7.Rica ederken will kullanılır.

Will you open the window.

8.Geniş zaman kipiyle  (-er,-ar) yazılmış Türkçe bir cümle eğer gelecek  zaman ifade ediyorsa will kullanılır.

Visit your elder sister!She will help you.

 

WILL OR GOING TO

1. I hope ,They will finish the work in time. à Umarım Onlar işi zamanında bitirebilecekler.

2. Hey Lucy! You shirt is very dirty! à Hey Lucy! Gömleğin çok kirlenmiş!

    I know. I am going to change it. à Biliyorum. Onu değiştireceğim.

3. Why are you filling that bucket with water? à kovayı niçin suyla doldurdun?

    I am going to wash the car. à Arabayı yıkayacağım.

4. I have got a terrible headache. à Köti bir başağrım var.

    Wait here! I will get on asprin for you. à Burada bekle senin için asprin getireceğim.

5. I think, They will win the match. à Sanırım maçı kazanacaklar.

6. Where are you going?

    I am going to some food for dinner. à Akşam yemeği için biraz yiyecek alacağım.

7. I haven’t got any money with me. à Yanımda hiç para yok.

    Don’t mind. I will lend you some. à Sorun etme. Sana biraz borç vereceğim.

8. This suitcase is very heavy. à Bu bavul çok ağır.

    Will you help me?

9. Look! They are rubbing the bank. à Bak! Onlar bankayı soyuyorlar.

   Oh! I will call the police.

10. Jane is going to take me to the airport. à Jane beni hava alanına götürecek.

       

TRANSLATION

1. Çocuklar bahçede oynuyorlar. à the children are playing in the garden.

2. Babam korku filmleri seyretmez. à My father doesn’t watch horhor .

3. 2 ay önce dairemi sattım. à I sold my flat two month ago.

4. Gelecek Mayıs Ankara’da toplanacağız. à We are going to meet in Ankara next May.

5. Umarım bizi ziyaret edersin. à I hope, You’ll visit us.

6. Çay içelim mi? à shall we drink tea.

7. Ofiste sigara içmeyin. à Don’t smoke in the office.

8. Niçin müzik dinlemiyoruz? à Why don’t We listen to music?

9. Burada yemek yememizin bir sakıncası var mı? à Do you mind if We eat here?

10. Haydi pikniğe gidelim! à Let’s, go for a picnic!

11. Bebeğin burada uyumasının bir sakıncası var mı? à Do you mind if the baby sleeps here?

 

PRESENT PERFECT TENSE

Bu zaman kipi İngilizce de aşağıdaki 4 kavram için görev yapar:

  1. Konuşma anından az önce bitmiş olan ve zamanın kesin olarak verilmediği fiiller için kullanılır.
  2. Geçmişte başlamış konuşma anına kadar devam eden fiiller için kullanılır.
  3. İçinde Simple Past Tense ait olan bir zaman zarfının bulunmadığı haber içeren cümlelerde kullanılır.
  4. Fiilin kendisinin bittiği ancak etkisinin devam ettiği durumlar içinde kullanılır.Ancak yine Simple Past Tense ait olan bir zaman zarfının bulunmaması gerekir.

 

OLUMLU CÜMLE

I

You           have                a)Düzenli fiillerde

He                                                V ed

She            has                                                                                        Nesne+Yer+Zaman

It

We                                               b)Düzensiz fiillerde

You           have                           V 3

They

 

Tren az önce geldi. –à The train has just arrived

Bugüne kadar 10 kitap okudum.àI have read ten books so far.

Başbakan istifa etti.à The prime minister has resigned.

 

OLUMSUZ CÜMLE

I

You           haven’t           a)Düzenli fiillerde

He                                                V ed

She            hasn’t                                                                                    Nesne+Yer+Zaman

It

We                                               b)Düzensiz fiillerde

You           haven’t                       V 3

They

 

She hasn’t finished homwork yet. àO henüz ödevini bitirmedi.

 

SORU CÜMLESİ

Have         I

You                                  a)Düzenli fiillerde                            

He                                                V ed                          

Has           She                                                                                        Nesne+Yer+Zaman 

It

We                                               b)Düzensiz fiillerde

Have         You                            V 3

They

 

Have you ever tickled a tiger?(Hiç kaplan gıdıkladın mı?)

Yes ,I have / No,I haven’t

Yet : henüz

Already :önceden,çoktan,zaten

So far : şimdiye kadar

Up to now : şimdiye kadar

Ever : şimdiye kadar,hiç

Never : hiç

Always : daima,her zaman,hep

To day : bugün

Recently : son günlerde

Now a days : bu günlerde

Since : … den beri

For : ..dır,dir,..den beri

In (my) life : hayat(ım)da

All(my)life:hayat(ım)boyunca

 

NOTE : Never kelimesi cümleleri kendi başına olumsuz yaptığından bu kelimelerin içinde bulunduğu cümlelerde ayrıca not kullanılmaz.

I have never played tennis in my life. ( hayatımda hiç tenis oynamadım.)

 

NOTE : Nobody ve noone kelimeleri özne olarak cümleyi kendi başlarına olumsuz yaptıklarından bu kelimelerin özne olduğu cümlelerde ayrıca not kullanılmaz.bu kelimeler ingilizce de 3. tekil şahıs kabul edildiklerinden has yardımcı fiiliyle kullanılırlar.

Nobody has visited me since I moved here. ( Buraya taşındığımdan beri beni kimse ziyaret etmedi.)

 

Hiç Timsah gördün mü? à Have you ever soen a crocidile?

Şimdiye kadar kaç tane film seyrettin? à How many films have you watch so far?

Bugüne kadar en az 200 film seyrettim. à I have watch at least two hundred films so far.

Niçin masayı hazırlamadınız? à Why haven’t you set the table

 

TRANSLATION

  1. Çocuklar bahçede oynuyorlar. àThe children are playing in the garden.
  2. Babam korku filmleri seyretmez. à My father doesn’t watch horror.
  3. 2 ay önce dairemi sattım. àI sold my flat two month ago.
  4. Gelecek Mayıs Ankara’da toplanacagız. àWe are going to meet in Ankara next May.
  5. Umarım bizi ziyaret edersin. àI hope,you’ll visit us.
  6. Çay içelim mi? à Shall we bring tea.
  7. Ofiste sigara içmeyin! à Don’t smoke in the office!
  8. Niçin müzik dinlemiyoruz? àwhy don’t we listen to music?
  9. Burda yemek yememizin bir sakıncası var mı? àDo you mind if we eat here?
  10. Haydi pikniğe gidelim. à Let’s, Go for a picnic.
  11. Bebeğin burda uyumasının bir sakıncası varmı? àDo mind if  the baby sleeps here?

 

TRANSLATION

1.Biz şu anda ofiste arkadaşlarımızı bekliyoruz.

 We are waiting for our friends in the office right now.

2.Hergün saat 6:30 da kalkarım ama dün saat 7 de kalktım

I get up at half past six everyday but A got up at seven yesterday.

3.Bu yıl bizi hiç ziyaret etmediler.

They have never visited us this years

4.Yarın saat 4:30 da pastanenin önünde buluşalım.

Shall we meet in front of postoffice at half past four yesterday.

5.Doktora gitmeden önce eczaneye gitme.

Don’t go to pharmacy before  going to a doctor!

6.Geçen hafta sonu futbol oynamadık

We didn’t play footboll last weekend

7.Maç henüz başlamadı.

Match hasn’t started yet.

8.Bugün kaç bardak çay içtin?

How many glasses of tea have you drank today

9.Televizyonun sesini açmamın bir sakıncası var mı?

Do you mind if turn up the television?

10.Niçin dışarı çıkmıyoruz?

Why don’t we go out?

11.Yemeklerden önce sigara içmem.

I don’t smoke before meals.

12.Gelecek ay herkes doğum günümü kutlayacak.

Everybody is going to celebrate my birthday next month.

 

SINCE OR FOR

…den beri anlamına gelen since bir tarih veya bir olayla birlikte kullanılır.

1829 dan beri. – Bu şehre taşındığımda beri gibi

 

For  ise içinde bir zaman biriminin bulunduğu cümlelerde bu zaman birimlerine –dır,-dir,-..den beri yada için anlamlarını katar.

2 saattir , 3 yıldan beri , yarım saat için gibi

  1. since 1985
  2. for two hours
  3. since I got up
  4. since 2000
  5. for three years
  6. for five minutes
  7. for half an hour
  8. since we found a good job
  9. for five minutes.
  10. for six years

 

BEEN OR GONE

Bu tensi kullanırken dönmek üzere bir yere gitmekten bahsedildiğinde kişi henüz dönmemişse go fiilinin 3. hali olan gone , kişi bir yere gitmiş ve dönmüşse, bir yerde bulunmak anlamına da gelen be fiilinin 3. hali olan been kullanılır.

         Ancak yukarıdaki kuralların geçerli olabilmesi için cümlelerin içinde simple past tense ait herhangi bir zaman zarfının kullanılmaması gerekir.

  1. A- Where is John?

      B- He has gone shoping.

  1. I have been to a lot of  countries so far. (şimdiye kadar birçok ülke gezdim.)
  2. Have you ever been to Antalya? (hiç Antalya da bulundun mu?)

Bugüne kadar okuduğun en iyi roman  hangisidir ?à What is the best novel  I have ever read?

Sefiller is the best novel I have ever read.

Şimdiye kadar dinlediğin en iyi şarkı hangisidir? àWhat is the best song you have ever listened to?

                                            

SIMPLE PAST TENSE OR PRESENT PERFECT

1) Afred Hitchock directed a lot of succesful film in his life.

   ( Afred Hitchock hayatı boyunca birçok başarılı film yönetti)

2) Madonna has given a lot of concerts all over the world.

   (Madonna dünyanın her tarafında birçok konser verdi.)

3) Our team has won a lot of games this year.   (Bizim takım bu yıl birçok oyun kazandı.)

4) How many books have you read so far?   (Şimdiye kadar kaç kitap okudun?)

5) Mary and I have been married for two years.   (Mary ve ben iki yıldır evliyiz.)

6) John hasn’t finished his homework yet,but I finished my homework two hours ago.

   (John henüz evödevini bitirmedi ama ben 2 saat önce bitirdim.)

7) Jack resigned at two o’clock.   (Jack saat 2 de istifa etti.)

8) Alparslan entered Malazgirt in 1071.   (Alparslan 1071 de malazgirt’e girdi. )

9) How long have you know her?    (O’nu ne zamandır tanıyorsun? )

10) Fortunately,I haven’t smoked any cigarettes today.    (Çok şükür,bugün hiç sigara içmedim.)

11) Steve got married yesterday.    (Steve dün evlendi.)

12) What time did you get up?    (Ne zaman kalktın?)

13) Henry has been very happy since he found  a job.    (Henry iş bulduğundan beri çok mutlu.)

14) Why haven’t you cleaned the office yet?    (Ofisi henüz temizlemedin mi?)

15) England won the world cup in 1966.

31.10.2001 wednesday

 

TRANSLATION

1)Büyükbabam dün bir cüzdan buldu. ( My grandfather found a wallet yesterday.)

2)Kuzenim sabahları daima haberleri seyreder.(My cousin allways watches the news in the morning.)

3)Şimdiye kadar hiç belgesel seyrettin mi?( Have you ever watched a documentary so far?)

4)Jack ve John iki ay sonra Antalya’ya taşınacaklar. Jack and John are going to move to Antalya two months later. 

5)Oğlum oturma odasında İngilizce çalışıyor.( My son is studying English in the living room.)

6)Televizyonu aç!( Turn on tv!)

7)Televizyonu açma! (Don’t turn on tv!) 

8)Televizyonu açayım mı?(Shall I turn on the television?)

9)Televizyonu açmamın bir sakıncası var mı?(Do you mind if  I  turn on tv?)

10)Bir film seyretmek istermiydiniz?(Would you like to watch a film?)

 

 

IF CLAUSES

IF : eğer

       -se, – sa

Eğer babam Almanya ‘dan gelirse , Ankara ‘ya taşınacağız.

 

Conditional Clause(Şartlı cümlecik)          Main Clause(Ana cümlecik)

1.Simple Present Tense                               1.Will

2.Present Progressive Tense                       2.Imperative(Emir)

3.Present Perfect Tense                               3.Can,Could,May,Must(Modal Verbs)

NOTE

İçinde bulunulan anla ilgili, tamamen geniş zamanı ilgilendiren ya da gelecek zamandan bahsederken gerçek ya da gerçekleşmesi mümkün olan, sahip olunmadığından dolayı şikayet veya dilek içererek söylenmiş ve böylece hayal ürünü olarak ortaya çıkmış cümleler haricinde dileklerde bulunulurken kullanılır.

  1. If my father comes from Germany,we will move to Ankara.(We will move to Ankara if my father comes from Germany)
  2. If you see Mary,say hello to her.(Say hello to Marry if you see her) Mary’yi görürsen slm söyle.
  3. Bu arabayı satarsam bir daire alacağım.If I sell this car,I will buy a flat.( I will buy a flat  If I sell this car)
  4. If you have a problem,call me please.( call me please If you have a problem)Bir problemin olursa lütfen beni ara.
  5. If you have finished your coffe,we can go.( we can go If you have finished your coffe)Kahveni bitirdiysen gidebiliriz.
  6. If  he is sleeping,turn down the radio.( turn down the radio If  he is sleeping)Uyuyorsa radyonun sesini kıs.
  7. Geç gelirsen baban kızar. If you come late ,you father gets angry.( you father gets angry If you come late)
  8. Eğer bana borç verirsen şu arabayı alırım. If you lend me,I will buy that car.( I will buy that car If you lend)
  9. Eğer bizi ziyaret ederseniz dedem çok mutlu olacak.If  you visit us,my grandfather will be very happy
  10. Baban erken kalkarsa nereye gideceksiniz? If your father gets up early,where will you go?

 

TRANSLATION

1) Geçen Pazartesiden beri hiç sigara içmedim.(I have never smoked since last monday.)

2) Şimdiye kadar üç duvar boyadım.(I have painted three walls so far.)

3) Uçak niçin hala kalkmadı? (Why hasn’t the plane taken off yet.)

4) Yemeklerden sonra koşma!(Don’t run after meals.)

5) Perdeyi çeker misin?(Will you draw the curtain.)

6) Müzik dinleyelim mi?(Shall we listen to music?)

7) Kamyonları sollama!(Don’t overtake trucks.)

8) Hafta son sinemaya gidelim mi?(Shall we go to cinema weekend.)

9) Eğer yağmur yağmazsa bu akşam futbol oynayacağız.(We wiil play football this evening if it doesn’t rain)

10)Niçin pikniğe gitmiyoruz?(Why don’t we go for a picnic?)

 

WILL OR GOING TO

1)  A)Why are you wearing a suit and tie?(Niçin takım elb. ve kravat giyiyorsun?)

     B) I am going to meet my new boss this afternoon.

2)  A) I can’t pick up this box.(Kutuyu kaldıramıyorum)

     B) I will help you with it.

3)  A) Don’t forget to buy some tomatoes today!(Bugün biraz domates almayı unutma!)

     B) OK,I will buy some

4)  A) What are your plans for Sunday?(Pazar günü ne planın var?)

     B) I am going to visit my grandparents.

5) A) The music is too loud!( Müzik çok gürültülü!)

    B) Okay,I will turn the volume down.(tamam,sesini kısarım)

6) A) This coffe is too strong.

    B) I will put some more milk in it.

7) A) Don’t come home late tonight.

    B) I know.We are going to watch a film.

8) A) Oh! There’s smpke from the opposite building.

    B) Rearly!I will call fire brigade.

9))  John has got a fishing rod in his hand.He is going to fish.

10) I promise.I will love you frover.(söz veriyorum.seni hep seveceğim)

11) Henry and his teacher are going to meet at six o’clock.

12) A) Why are you checking the brakes?(Niçin frenleri kontrol ediyorsun?)

      B) We are going to go to Antalya tomorrow.

13) A) Doctor!I have last my appetite.(iştahımı kaybettim)

      B) Ok! I will write a prescription for you.(size bir reçete yazıyorum.)

14) Will you cover my notebooks please?(Kitaplarımı kalarmısın lütfen?)

15) The plane is going to land the airport at nineteen thirty.

 

SIMPLE PAST OR PRESENT PERFECT

1) I have met a lot of people since I moved this building.(Bu binaya taşınana kadar birçok insanla buluştum)

2) My father hasn’t mend my computer yet.

3) Did you ever eat lahmacun when you were in Urfa(Urfa’dayken hiç lahmacun yedin mi?)

4) Hanry and Lucy have known each other for only two months.

5) What time did the match start?

6) Lucy and Steve weren’t at the company yesterday.

7) Has your father ever driven a car?

8) Who invented the radio?

9) Why didn’t you feed the birds yesterday?

10)How long have you know that girl?

 

PAST PROGRESSIVE TENSE

                                            (simple present tense)

  (simple past)  (present progressıve)            (futur)

                                 (present perfect)

                                 (past progressive)

 

Past progressive tense geçmişte bir referans vererek o sırada bir başka fiilin hareket halinde olduğunu  belirtmek için kullanılır.Türkçedeki şimdiki zamanın hikayesi kipini ekleri olan –(i)yordu ‘nun görevini yapmakla beraber bazen-yordu kullanılmadanda –can ekinin kullanıldığı cümleciklerde fiile anlam kazandırabilir.Geçmişte bir olayın referans gösterilerek başka bir olaydan bahsedildiği durumlarda eğer bu iki olayda aynı cümle içinde kullanılmışsa

 

kısa fiillerde              SIMPLE PAST TENSE

uzun fiillerde                 PAST PROGRESSIVE TENSE

 

ile kurulur.Buna göre “Babam eve geldiğinde tv seyrediyorduk.” Cümlesindeki gelmek fiili kısa fiil olduğu için simple past tens ile ,seyretmek fiili uzun fiil olduğu için ve gelme olayı anında seyretmek fiilinin devam ettiği belirtildiğinden past progressive tense ile kurulur.

 

Evi temizlerken  ödenmemiş faturalar buldum.                        Elektrikler kesildiğinde  kitap okuyordum.

Past progressive         simple past tense                           simple past                 past progressive

Film bittiğinde  herkes ağlıyordu.

Simple past past progressive

 

Ancak bir cümle içersinde kullanılmış iki cümlecik geçmişte meydana gelmiş olmanın yanı sıra aynı anda hareket halinde olma kavramını da içerebilir.Bu gibi durumlarda her iki cümlecikte past progressive tense ile kurulur.

Kardeşim yemek odasında tv seyrediyorken biz oturma odasında ders çalışıyorduk.

Past progressive tense ayrıca geçmişte birsüre devam etmiş fiiller için de kullanılabilir.Buna göre

“Geçen yıl Mr. Brown bize piyano dersi verdi” yerine “Geçen yıl Mr. Brown bize piyano dersi veriyordu” olabilir.

Bu durum Türkçe de nasıl mümkünse İngilizcede de mümkündür.

 

NOTE : Past progressive tense ayrıca Türkçede şimdiki zamanın hikayesi kipinin görevine özdeş olarak ,geniş zamanın hikayesi kipiyle kurulabilmesi gibi ,geçmişte olmuş fakat artık olmayan ya da yapılmayan eylemler ,alışkanlıklar için de kullanılabilir. Buna göre ; “Küçük çocukken hergün sinemaya giderdik.” cümlesi

“Küçük çocukken hergün sinemaya giderdik.”  Olarak Türkçede nasıl kuruluyorsa İngilizcede de kurulabilir.

         Past progressive Tense geçmişte hiçbir referans verilmemiş bir cümlede de sadece bir fiil için kullanılabilir.

Bu gibi durumlara genellikle hikayelerde veya halk arası konuşmalarında rastlanır.”Yağmur yağıyodu.”

         -ing takısı almayan fiiller bu tensin yapısında –ing kullanıldığı için past progressive tense’te kullanılamazlar.

Onun yerine bu tensin kavramına en yakın olan simple past tense’le kullanılırlar.

 

When                      -ken,-diği zaman,-ince (past progressive , simple past)

While                       -ken (past progressive ,hikayelerde simple past kullanılabilir)

As                            -ken (past progressive ,hikayelerde simple past kullanılabilir)

 

OLUMLU CÜMLE

OLUMSUZ CÜMLE

SORU CÜMLESİ

I  was 

YOU were

HE

SHE    was

IT                   V       ing

WE

YOU   were

THEY

 

I  wasn’t        

YOU   weren’t

HE

SHE    wasn’t

IT                   V         ing

WE

YOU   weren’t

THEY

 

was   I            

were YOU  

         HE

was   SHE     

          IT         V        ing

          WE

were  YOU   

          THEY

When my father came(got)  home ,we were watching tv. ( We were watching tv when my father came(got)  home.)

White I was cleaning the house, I found unpaid bills.( I found unpaid bills white I was cleaning the house )

When the lights went off,I was reading a book.( I was reading a book when the lights went off)

When the film finished, everybody was crying.( Everybody was crying when the film finished)

When my sister was watching tv in the dining room,we were studying in the living room.

When our enemies were approaching, we weren’t sleeping(düşmanlarımız yaklaşıyorken biz uyumuyorduk.)

What were were you doing at this time yesterday?(Dün bu vakit ne yapıyordun?)

 

SIMPLE PAST OR PAST PROGRESSIVE

1)When I got up yesterday, the birds were singing songs.

2)When the film finished , everybody was crying.

3)When I turned on the lights ,a thief(hırsız) was holding my tv.

4)When we were studying English yesterday ; Işıl sent a classic message to me

5)While you were going ,we were coming. (sen gelirken biz gidiyorduk)

 

TRANSLATION

1)  Niçin hala raporları postalamadın?( Why haven’t you posted the reports yet?)

2) İstanbul da yaşamak bir sanattır.( Living in Istanbul is an art.)

3) Eğer bu romanı zamanında tercüme edersem,yeni bir Mercedes alacağım.

If I translate this novel on time ;I will buy a new Mercedes.

4) Sanırım bir gün herkes mutlu olacak.( I think everybody will be happy one day.)

5) Hükümet istifa ettiği zaman herkes ağlıyordu.( When the government resigned ;everybody was crying.)

6) Hangisi daha zor , gülmek mi ağlamak mı?( Which one is more difficult,crying or laughing?)

7) Bebeğin geceleri niçin ağladığını biliyor musun?Do you know why the baby cries at nights?

8) Çiftçiler tarlayı gübrelediler mi?   Have the farmers fertilised the field?

9) Paranı aptalca işlere yatırma!   Don’t invest in stupid thinks!

10) Yönetim yarın şirketi yeniden dekore edecek.

The menagement  is going to redecerato the company tomorrow

 

PAST PERFECT TENSE

                                   (simple present tense)             

                        (simple past)  (present progressıve)            (futur)

            (past perfect) (present perfect)

                                   (past progressive)

 

Eve geldiğimde herkes çoktan yatmıştı.

   simple past        past perfect        

 

Film başlamadan önce ödevimi bitirmiştim

        simple past                    past perfect

 

Babam eve geldiğinde yemeği pişirmiştik.

     Simple past                       past perfect

 

NOTE

Past Perfect Tense geçmişte olmuş ve bitmiş bir fiili referans göstererek daha önce meydana gelmiş fiillerden bahsederken kullanılır.Buna göre “işçiler,bakan gelmeden çatıyı onarmışlardı” cümlesinde çatıyı onarmak fiili daha önce gerçekleştiğinden past perfect tensle kurulur.

Past Perfect Tense kullanmak için bir cümle içerisinde iki cümlecik bulunması şart değildir.Geçmişte bir olayı referans göstermek daha önceki cümlelerde de yapılabilir.Örn;”Kapıyı açtım. Birisi tv’yi çalmıştı.”

Before = önce

After = sonra

Already = önceden , çoktan , zaten

Yet = henüz

By the time = önce

 

Konser bitmeden önce herkes salonu terketmişti.

      Simple past                      past perfect

           

OLUMLU CÜMLE

                                               Düzenli fiillerde                    V ed

ÖZNE         HAD        

                                               Düzensiz fiillerde                  V 3

 

OLUMSUZ CÜMLE

                                                           Düzenli fiillerde                    V ed

ÖZNE        HADN’T              

                                                           Düzensiz fiillerde                  V 3

 

SORU CÜMLESİ

                                               Düzenli fiillerde                    V ed

HAD         ÖZNE        

                                               Düzensiz fiillerde                  V 3

 

When I got home ,everybody had already gone to bad.

Before the film started,I had finished my homework.

When my father got home ,we had cooked.

Before the concert finished,everybody had left the hall.

Before the minister  got , the workers had fixed the roof.

I opened the door,somebody had stolen tv.

Piyangodan 1 milyon kazanmadan önce beni kimse ziyaret etmemişti.

Before I won one million  in the lottery , nobady had visited me.

Bu binaya taşınmadan önce, bu şehre gelmemiştim.

Before I moved this building ,I hadn’t been to this city.

Sen eve gitmeden önce onlar masayı hazırlamışlarmıydı?

Had they set the table by thetime you got home?

Sinemaya girdiğinde film başlamışmıydı?

Had the film started ,when you entered the cinema?

Yes,it had / No,it hadn’t

 

SIMPLE PAST OR PAST PERFECT

1) Müfettiş gelmeden önce raporu bitirmiştik.We had finished the report by the time the inspector came.

2) Misafirler gelmeden önce keki yapmıştım.I had make the cake by the time the quests came.

3)İlkokula başlamadan önce kaç kitap okumuştun?

   How many stories had you read by the time you started primary school?

4)Maç başlamadan önce antrenör futbolcuları kontrol etmişti.

  The tranier had controled the football pitch before the match.

5) Biz havaalanına gittiğimizde pilot henüz ulaşmamıştı.The pilots hadn’t arrived yet when we got the airport.

6)Biz havaalanına gittiğimizde uçak çoktan kalkmıştı.

The plane had already taken off when we got the airport.

7) Polis geldiğinde katil şehri çoktan terketmişti.

The murderer had already left the country when the police arrived.

8) Öğretmen sınıfa girdiğinde ev ödevimi henüz bitirmemiştim.

When the teacher entered the class; I hadn’t finished my homework yet.

9) Sen salona girdiğinde konser başlamamıştı.Hadn’t the concert started when you entered the hall.

10) Savaş patlak verdiğinde herkes şehri terketmişti.Everybody had left the country when the war broke out.

 

TRANSLATION

1)Okulu bitirdiğinden beri kaç tane roman okudun?(How many novels have you read since you finished the school?)

2)Film başladığında kafe’de sohbet ediyorduk.(When the film started , we were chating at the café)

3)Bu yıl hiç bilim kurgu filmi seyrettin mi?(Have you ever watched a science fiction film this year.)

4)Maç başlamadan önce biletleri almıştık.(We had bought the tickets before.)

5)Alice bizimle sinemaya gelmedi çünkü daha önce 3 kez filmi seyretmişti.

(Alice didn’t come to the cinema with use she had watched it three times.)

6)Seni aradığımda ne yapıyordun?(When I called you,what were you doing?)

7)Sınıfa girdiğimde sınav çoktan başlamıştı.(When I entered in the class,the exemination  had already started.)

8)Sınav henüz başlamadı.(The examination hasn’t started yet.)

9)6’dan önce fabrikayı terketmeyin.(Don’t leave the company before six o’clock factory.)

 

PRESENT PERFECT PROGRESSIVE TENSE

1) Present perfect progressive tensegeçmişte başlayıp konuşma anına kadar devam eden fiiller için kullanılır.

”20 yıldır bu şehirde yaşıyorum,10 yıldır pul biriktiriyorum.”

2) Konuşma anında tam bir etkiye sebep olan fiiller için kullanılmalıdır.

“John hızlı hızlı nefes alıp veriyor,koşmuş(koşmuştu herhalde,koşmaktaydı,koşuyordu)”

                                                           present perfect progressive

“Ev çok temiz annem bütün gün evi temizledi.”

                        Present perfect progressive

        -ing takısı almayan fiiller Present perfect progressive yapısında –ing yapısı kullanıldığından bu tens ile birlikte kullanılamazlar.Bunun yerine kavram olarak kendisine en yakın tense olan present perfect tens ile kullanılırlar.

Bu tens ile birlikte aşağıdaki zaman zarfları kullanılabilir.        

 

All (day,mmonth,,,,)

Lately

Since

for

 

Konuşma anında hareket halinde olan kavram olarak uzun fiiller present perfect tense göre dahaçok present perfect progressive ile birlikte kullanılmakla beraber ,iki tensin aralarındaki ancak ayrıntı sayılabilecek fark miktar vurgusunun yapıldığı cümlelerde present perfect progressive tense tercih edilmesidir.

All kelimesinden sonra day,morning,,, bir kelime kullanılarak oluşturulmuş bir zaman zarfının bulunduğu cümlelerde ,lately kelimesinin kullanıldığı durumlarda present perfect progressive tense kullanılır.

 

OLUMLU CÜMLE

OLUMSUZ CÜMLE

SORU CÜMLESİ

I         

YOU   have been

HE

SHE    has been

IT                   V       ing

WE

YOU   have been

THEY

I         

YOU      haven’t  been

HE

SHE    hasn’t  been  

IT                          V         ing

WE

YOU   haven’t  been

THEY

   I      

Have          YOU  

                      HE

Has            SHE        

   IT    beeen  V        ing

                     WE

Have           YOU      

                  THEY

 

1)I have been waiting for you for two hours.(2 saattir seni bekliyorum.)

2)The table is very dirty ,they have been eating.(masa çok kirli ,yemek yemişler)

3)Onu 10 yıldır tanıyorum.(I have known him for ten years.)

4)20 yıldır Istanbul’da yaşıyorum.(I have been living in Istanbul for twenty years.)

5)Babam bu fabrikada 6 aydır çalışıyor.(My father has been working in this factory for six months.)

 

How long have you been staying here?(Ne kadar zamandır burda kalıyorsun?)

I have been staying here for only two days.(Sadece 2 gündür burada kalıyorum.)

Ne kadar zamandır Ingilizce öğreniyorsun?(How long have you been learning  english?)

I have been learning English for three months.

 

PRESENT PERFECT OR PRESENT PERFECT PROGRESSIVE

1) John has been running for twenty minutes.

2) John has run for ten kilometres.

3) We have been married for four years.

4) John has been studying for three hours

 

PAST PERFECT PROGRESSIVE TENSE

Simple Past

now

                                                

Past perfect  past         present perfect 

Progressive    progressive    progressive

2 saattir film seyrediyorum(present perfect  progressive)

Elektrikler kesildiğinde tv seyrediyordum.( past progressive)

Elektrikler kesildiğinde 2 saattir film seyrediyordum.( Past perfect Progressive)

 

NOTE

1) Past perfect Progressive tense geçmişte bir olayı referans gösterip o olaya kadar süre gelmiş fiiller için kullanılırlar.Burda bir peryot olduğunu göstermek için 2 saattir,3 aydır gibi zaman zarfları kullanılır.

“Elektrikler kesildiğinde 2 saattir film seyrediyordum”

film seyretmesi

now

elektriklerin kesilmesi(siple past)

past perfect progressive

 

2)Geçmişte bir etkiye sebep olan fiiller için kullanılmasıdır.Bu görevi Present perfect progressive tensin etkiye neden olma göreviyle benzer lik taşır ancak aradaki fark etkinin konuşma anında değil geçmişte olması,fiilinde o ana kadar devam etmesidir.

                                              

OLUMLU CÜMLE

ÖZNE                    HAD BEEN    V + ing

                                                       

GÖREV1

When the lights went off,we had been watching a film for two heurs.

When we entered the stadiumthe match had been going on for twenty minutes.

(Stadyuma girdiğimizde maç 20 dakikadır devam ediyordu.)

GÖREV2

The table is untidy.They have been eating.(masa dağınık.Yemek yemişler)

The table was untidy.They had been eating.(Masa dağınıktı. Yemek yemişler)

 

OLUMSUZ CÜMLE

ÖZNE                    HADN’T         been 

 

SORU CÜMLESİ                                           

HAD                      ÖZNE   BEEN                      V + ing

 

THE NATURAL WORD (TABİAT DÜNYASI)

ANIMALS(HAYVANLAR-1)

  1. Giraffee
  2. Elephant
  3. Donkey
  4. Horse 
  5. Deer
  6. Stag
  7. Crocodile
  8. Stork
  9. Eagle
  10. Vulture
  11. Falcon
  12. Sparrow
  13. Swallow
  14. Seagull
  15. Pigeon
  16. Canaria
  17. Lovebird
  18. Parakeet
  19. Budgie
  20. Budgiar
  21. Hen
  22. Chicken
  23. Cock
  24. Duck
  25. Dog
  26. Cat
  27. Bear
  28. Lynx
  29. Pig
  30. Turtledove
  31. Crow
  32. Turkey
  33. Monkey
  34. Mouse
  35. Mole
  36. Squerrel
  37. Rabbit
  38. Hare
  39. Goat = keçi
  40. Ox = öküz
  41. (water) buffalo
  42. quail
  43. fly
  44. butterfly
  45. mosquito

       46.oriental cock roach

Zürafa

Fil

Eşek

At

Geyik

Geyik

Timsah

Leylek

Kartal

Akbaba

Doğan

Serçe

Kırlangıç

Martı

Güvercin

kanarya

muhabbet kuşu

muhabbet kuşu

muhabbet kuşu

muhabbet kuşu

tavuk

piliç

horoz

ördek

kopek

kedi

ayı

vaşak

domuz

kumru

karga

hindi

maymun

fare

köstebek

sincap

tavşan

tavşan

keçi

öküz

manda

bıldırcın

sinek

kelebek

sivrisinek

kara fatma

  1. black beetle
  2. flea
  3. louse
  4. gazelle
  5. tiger
  6. lion = aslan
  7. jellyfish
  8. Snail
  9. Hedhehog
  10. Partridge
  11. Weasel
  12. Marten
  13. Hyena
  14. Beaver
  15. Otten
  16. Turtle
  17. Woodpecker
  18. Bat
  19. Owl
  20. Rat
  21. Pony
  22. Cub
  23. Kitten
  24. Puppy
  25. Frog
  26. Lizard
  27. Bee
  28. Wasp
  29. Bull
  30. Grasshopper
  31. Goose
  32. Chick
  33. Piglet
  34. Wolf
  35. Fox
  36. Rhinoceros
  37. Parrot
  38. Ladybird beetle
  39. Ladybird
  40. Tick
  41. Whale
  42. Shork
  43. Dolphin
  44. Lobster
  45. Shrimp

     92.cow

kara fatma

pire

bit

ceylan

Kaplan

Aslant

Deniz anası

Salyangoz

Kirpi

Keklik

Gelincik

Sansar

sırtlan

kunduz

susamuru

kaplumbağa

ağaçkakan

yarasa

baykuş

sıçan

midilli

kurt,ayı,aslan yavrusu

kedi yavrusu

kopek yavrusu

kurbağa

kertenkele

arı

eşek arısı

boğa

çekirge

kaz

civciv

domuz yavrusu

kurt

tilki

gergedan

papağan

uğur böceği

uğur böceği

kene

balina

kopek balığı

yunus

istakoz,yengeç

karides

inek

 

Put the verbs in bracket s into the correct form of the past perfect continuous

1)Had you been waiting long when the boss announced thet he couldn’t see you ?

 (Patron seni göremediğini söylediğinde çok bekledin mi?)

2)Tom had been looking for a job for six months when he found one

 (Tom bir iş bulduğunda 6 aydır iş arıyordu)

3)We had been watching TV for half an hour when the doorbell rang.

 (Kapı zili çaldığında biz yarım saattir TV seyrediyorduk.)

4)They had been sunbathing for half  an hour when started to rain.

(Yağmur yağmaya başladığında onlar bir saattir güneşleniyorlardı.)

5)Stan had been working as a postman for foorty years when he retired.

(Stan emekli olduğunda 40 yıldır postacı alarak çalışmıştı.)

6)I had been working in France for ten years when I met my husband.

(Eşimle tanıştığımda 10 yıldır Fransa’da çalışıyordum.)

7)She was tired.She had been working hard all day yesterday.

(O yorgundu.Dün bütün gün çok sıkı çalıştı.)

8)He had been working on the computer for an hour before she came to help him.

(O ona yardım etmeye gelmeden önce O bilgisayarda 1 saattir çalışıyordu.)

 

PRESENT PERFECT PROGRESSIVE OR PAST PERFECT PROGRESSIVE

1)She was wet.She had been walking in the rain.

(O ıslaktı.Yağmurda yürümüştü)

2)I’m thirsty.I have been running for two hours.

(Ben susadım.2 saat koştum.)

3)I have been looking.for him all day.I can’t find him.

(Onu bütün gün aradım.Bulamadım.)

4)She has been teaching for six years.

(O  6 yıldır öğretmen)

5)A)Dave has been learning to drive for six months.

 (Dave 6 aydır araba kullanmayı öğreniyor.)

   B)I know.He hasn’t passed his test yet,though.

(Biliyorum.O henüz testi geçmedi.)

6)They were happy.They had been playing together for hours.

(Onlar çok mutluydular.Onlar saatlerdir beraber oynadılar.)

 

CHOOSE THE CORRECT ITEM

We ……. on holiday next weekend.

a) go b)  are going c) goesJames is a good student.

He  ….. homework every evening.

a)do b) is doing c) does

I … this film.Let’s watch something else

a) have seen b) saw c) are seeing

,Fred fell of the ladder while he … the ceiling. 

a) had painted b) was painting c) paintedTed ….. his car last month .  

a) sold           b) has sold c) is seeling

The sun …… every morning .

a) is rising    b) rises    c) was rising

I …. my first casette player when I was eighteen.

a) bought b) have bought  c)am bought.

Donna …. her hair It is still wet.  

a) has just washed b) is washing c) washes

Jennifier …… vegetables.

a) likes b) don’’t like c) is liking

Jill and Anne …. tennis now.

a) were playing b) play c) are playing

….. we go out for a meal on saturday night?

a) will b) shall c) areLook out!

You …..hit your head on the cupboard(mutfak dolabı) door.

a) are going to b) won’t c)shall

We ….for Rome tomorrow morning

a) are leaving b) left c) were leaving

The baby …… all morning .

a) is crying b) was crying c) has been crying

I …… you as soon as I get there.

a) will phone b) phone c) am phoning

 

FUTURE PROGRESSIVE

NOTE

Future Progressive Tense,gelecekte bir zaman veya olayı referans gösterip o sırada hareket halinde olan fiiller için kullanılır. Buna göre; “Yarın bu vakit Antalya’ya uçuyor olacağız.” Cümlesindeki –acak eki gelecek zaman , -yor eki ise hareketlilik ifade ettiğinden bu cümle için ancak future progressive tense kullanılır.

 

Now                           future progressive

Future Progressive Tense ayrıca will’le kullanılmasına rağmen kendisini tamamlayan –be ve fiilin sonuna gelen –ing takısıyla fiillerin önceden planlanmış olduğunu ve going to yapısıyla olduğu gibi kesinlik ya da krsinliğe yakın anlamlarını da ifade eder.

 

NOTE

Ayrıca soru cümleleri oluştururken bu tense’in kullanılması asıl görevinin haricinde karşı taraftan birşey isteme görevini de gerçekleştirebilir. Buna göre “Yarın bilgisayarını kullanıyor olacak mısın?” cümlesinin Ingilizce karşılığı olan “ will you be using your computer tomorrow?” kullanmayacaksan ben kullanabilir miyim? Yada bana verebilirmisin? Anlamına da gelebilir.

 

OLUMLU CÜMLE

Subject           will be                        V+ing

 

We will be flying to Antalya at this time tomorrow.(Yarın bu vakit Antalya’ya uçuyor olacağız.)

Just think!I’ll be lying on the beach in the sun at this time tomrrow.No work, no stress a lot of cold orange juice end a lot of music.

(Düşünsene! Yarın bu sıralarda kumsalda güneşte uzanıyor olacağım.İş yok,stress yok bol portakal suyu bol müzik.)

 

OLUMSUZ CÜMLE

Subject           won’t be            V+ing

 

Unfortunately,we won’t be working tomorrow.(Ne yazık ki yarın çalışıyor olmayacağız.)

 

SORU CÜMLESİ

will                  Subject           + be             V+ing ?

Will you be using your computer tomorrow? (Yarın bilgisayarını kullanıyor olacakmısın?)

 

FUTURE PERFECT TENSE

Now         future perfect  progressive

Bu tense’te gelecekte bir olay veya zamanı referans gösterip o olay veya zamanda veya o olay ve zamandan önce bitmiş olacak fiiller için kullanılır. Buna göre “2002 ile birlikte üniversiteyi bitirmiş olacağım.” Cümlesi ancak future perfect tense ile birlikte kurulabilir.

OLUMLU CÜMLE

                                                   Düzenli fiillerde-à V ed

Subject            will have             Düzensiz fiillerde -à V3

 

I hop,they will have repair the car before six o’clock.(umarım,6’dan önce arabayı tamir etmiş olacaklar.)

2002 ile birlikte üniversiteyi bitirmiş olacağım. I will have finished the univercity by 2002.

 

OLUMSUZ CÜMLE

                                                   Düzenli fiillerde à V ed

Subject            won’t have          Düzensiz fiillerde à V3

 

SORU CÜMLESİ

Düzenli fiillerde à V ed

will                  Subject            + have                     Düzensiz fiillerde à V3

 

FUTURE PROGRESSIVE OR FUTUR PERFECT

1) Don’t call me at six o’clock. I will be having a shower then.

(Beni 6 ‘da arama. O sırada banyo yapıyor olacağım)

2) You can call me 7 o’clock. I will have had a shower then.

(Beni 7 de arayabilirsin. O sırada banyomu yapmış olacağım)

3) We will be dancing at this time tomorrow. You can join us if you like.

(Yarın bu zamanlarda dans ediyor olacağız.İstersen sen de bize katılabilirsin.)

4) Jack and I will have finished my homework before the teacher enters the class.

(Öğretmen sınıfa girmeden önce Jack ve ben ödevimizi bitirmiş olacağız.)

5) There  will be a very good film tomorrow. Everybody will be watching it at ten o’clock. I think the roads will be very quiet.

(Yarın çok güzel bir film var.Herkes saat 10 da onu seyredecek. Sanırım yollar çok sakin olacak.)

 

FUTURE PERFECT PROGRESSIVE

Gelecekte bir olay veya zamanı referans gösterip o ana kadar devam edecek fiiller için kullanılır. Bu cümlelerde en önemli konu bir periyodun cümle içersinde kullanılmasıdır. Buna göre “2002’de Cambrich üniversitesinde okuyor olacağım” ile “2002 ile birlikte 3 yıldır Cambrich üniversitesinde okuyor olacağım” cümleleri arasındaki fark bir peryot ifade eden 3 yıldır kelimesidir. Türkçe ‘de görüldüğü gibi yukardaki iki durum için fiilde herhangi bir değişim yapılmaz.Zaman zarfını kullanmak yeterlidir.

Ancak Ingilizcede böyle bir peryot sözkonusu olduğu zaman future perfect progressive tense kullanılır ve çatı tamamen değişir.

 

Now                       future

future perfect progressive

 

OLUMLU CÜMLE        

Subject            will have been                        V+ing   (period)

 

I will have been living in Istanbul for twenty years by 2002.

(2002 ile birlikte 20 yıldır Istanbul’da yaşıyor olacağım.)

They will have been cleaning the factory for six hours by 7 o’clock.

(Saat 7 de onlar 6 saattir fabrikayı temizliyor olacaklar.)

 

OLUMSUZ CÜMLE

Subject            won’t have been            V+ing

Unfortunately,we won’t be working tomorrow.(Ne yazık ki yarın çalışıyor olmayacağız.)

SORU CÜMLESİ           

will                  Subject            + have been            V+ing ?

How long will you have been working in this company by 2002?

(2002 ile birlikte ne kadar zamandır bu şirkette çalışıyor olacaksın?)

                 

FUTURE PERFECT OR FUTURE PROGRESSIVE

1)Sue will have finished master degree by next year .(Sue gelecek yılla beraber mastırını bitirmiş olacak.)

2)I will be working in the garden on Sunday as usual.(Pazar günü herzamanki gibi bahçede çalışıyor olacağım.)

3)I will have read the whole book by the end of the week.(Hafta sonuyla beraber bütün kitabı bitirmiş olacağım.)

4)If you phone Julie new,she will be studying as she always does in the evenings.

(Julie’ye şimdi tlf açarsan akşamları herzaman yaptığı gibi ders çalışıyor olacak.)

5)After going to Switzerland,he will have visited every country in Europe.

(İsviçreye gittikten sonra Avrupa’daki her ülkeyi ziyaret etmiş olacağım.)

6)Will you have finished the time table by the end of the day?

(Gün bitimiyle beraber zaman çizelgesini bitirmiş olacakmısın?)

7)It will have taken us three weeks to finish this project by the time it’s completed.

(Bu projeyi bitirmek bizim üç haftamızı almış olacak.)

8)I will be waiting for you in the café,so there’s no need for you to hurry.

(Acele etmene hiç gerek yok;ben seni kafe!de bekliyor olacağım.)

9)This time next month,I will be skiing this Alps.

(Gelecek ay bu vakitlerde Alplerde kayak yapıyor olacağım.)

10)I will be watching a video this evening so why don’t you come?

(Bu akşam film izliyor olacağım,niçin gelmiyorsun?)

 

choose the correct item

The train to paris …………….. at 6.45 am.

A) leaves                    B) is leaving               C) leave    

He ………… TV. When the phone rang.

A)watches                  B) has watched         C)was watching

Mary……………… for four years before she became a lawyer.           

A)has studied                        B) is studying            C)had been studying

Anna is from Paris but ……………………in London for two years.

A) lives                       B) is living                  C) has lived

I ……………… Julie yet.

A) havent seen                      B) didn’t see              C) don’t see

Tommy is sweaty; he ……………..football for hours.

A) played                   B) has been playing  C) had played

While Mum was cooking dinner, Julie …………………the house

A) was cleaning        B) has cleaned                       C) cleans

He went to bed after the film……………….

A)  has ended                        B) had ended             C)ends

She has been eating a lot lately; I think she…………..weight

A) puts on                  B) put on                   C) has put on

10-  He usually ……………….by train.

A)has travelled          B) travels                   C) is travelling

He filled in his name, signed the contract and………………….it to the secratery.                 

A) gave                      B) has given               C) had given             

He was soaked to the skin because he ………………….. in the rain

A) walked                  B) is walking             C) had been raining

She took her raincoat as it………………

A) was raining          B) is raining               C) has been raining

Her eyes are red because she ……………….onions

A) peeled                   B) has been peeling

He ………………..in this house for five month.

A) is living                

B) was living              C) has been living

Joseph …………………. in the garden since eight this morning.                  

A) has dug                 B) has been digging  C)is digging

She …………….. the news when I saw her                  

A) didnt hear            B) works                    C) has worked

John ……………….as awaiter until he finds a better job                  

A) is working            B) works                    C) has worked

………………  this newfilm yet.

A) do you see                       

B) have you seen       C) ru seeing

Tim was ironing while Marie …………………. telvision.

A) had been watching          B) was watching       C) watched

 

21-Ann ………….. an hour ago.

            A)had called  B)has called              C)called

22-How long is it since he …………………

            A)had left      B)left                         C)leaves

23-She …………….. two rooms so far.

      A)cleans         B)has cleaned           C)cleaned

24-The bamb exploded as they ………..  the road.

      A)were crosing          B)cross           C)has crossed

25-She has been in NewYork ………………….. May.

      A)after           B)since                       C)for

26-He ……….. a bath at the moment.

      A)has              B)has had                  C)is having

27-He ………….. to Rome every month.

      A)is travelling            B)travels        C)traveling

28-Paul …………… in Munih for two weeks by next Monday.

      A)will be        B)will have been       C)is going to be

29-She ……………….. her grandperents this month.

      A)wasn’t visiting       B)hadn’t visited        C)hasn’t visited

30-It’s two years since Steve last ………….. football.

      A)played        B)had played            C)was playing

31-John ………… letters since here came in this morning.

     A)was typing  B)typed          C)has been typing

32-The children ….. cartoons when father came.(baba geldiğinde çocuklar çizgifilm seyrediyorlardı)

     A)have watched         B)were watching       C)watched

33-The dinner Sheilla …… for us last night was delicious.( delicious=lezzetli)

     A)was cooking           B)cooked        C)has been cooking

34-They…………. in Manchester since 1994.(Onlar 1994 den beri Manchester ‘da yaşıyorlar)

     A)were living             B)lived            C)has been living

35-She … hard all day and now she is exhausted.( exhausted=bitkin)

     A)was working           B)worked      C) has been working

36-Paul eats too much.He … on weight.(put on weight= kilo almak)

     A)was putting                        B)put              C)has put

37-The helicopter …………. over the forest when we saw it.(forest=orman)

     A)was flying               B)flew            C)has been flying

38-Peter is very rich ,he . three limousines.

     A)owns                      B)is owning                C)has owned

39-Peter …. a shower when the phone rang.(telefon çaldığında Peter banyo yapıyordu)

     A)had                         B)has had                  C)was having

40-Carl …… his homework now he can play with his friends.

     A)was finishing          B)has finished           C)finishes

41-Jim was exhausted because he …. all day

     A)was wolking           B)had been walking C)had walked

42-Karen …….. to Indio two years ago.(Karen Indio’dan 2 yıl önce ayrıldı)

     A)had gone                B)went                       C)was going

43-By 5 o’clock,he ……… two letters.(Saat 5 te 2 mektup yazmış olacağım.)

     A)will have written    B)will have been writing      C)will write

44-Tom … very hard this month(Tom bu ay çok sıkı çalıştı.)

     A)works                     B) had worked          C) has worked         

45-I …….. typing the letter yet.(Mektubu daktilo etmeyi henüz bitirmedim)

     A)have finished         B) haven’t finished   C) didn’t finished

46-Peter was angry because he … bus.(Peter sinirliydi çünkü otobüsü kaçırmış.)

     A)has missed              B)had missed             C)misses

47-He ……. for London tomorrow morning.(O yarın sabah Londra’dan geliyor.)

     A)has been leaving    B)has left                   C)is leaving

48-This time next month I ……… in Cannes.(Gelecek ay bu zamanlar Cannes’te güneşleniyor olacağım)

     A)will sunbathe         B)will be sunbathing            C)will have sunbathed

49-I can’t see you tonight because I ….. with Tina. (Bu akşam senle görüşemiycemiTina’yla yemek yiycem)

     A)have                                    B)was having            C)am having

50-He . to Paris ten days ago.(O Paris’ten 10 gün önce geldi.)

     A)had come                B)came           C)has come

51-I …. an hour ago and  I’m still waiting for my friend.(1 saat önce geldim ve hala arkadaşımı bekliyorum)

     A)was arriving           B)have arrived          C)arrived

52-I …. you for ages!

     A)didn’t see                B)haven’t seen          C)saw

53-Next year Jack …… at Oxford University.(Jack gelecek yıl Oxford Ünv. okuyor olacak.)

     A)will have studied    B)will be studying     C) will have been studying 

54-His hands were dirty,because he …… in the garden.(Onun elleri kirli çünkü bahçede çalışmış.)

     A)has been working  B)had been working C)will be working

55-David .. with us next Christmas

     A)is staying                B)stays                       C)was staying

56-They ………. to the countryside two years ago.

     A)will move                B)moved                    C)are moving

57-He …. all his money now he can’t pay his rent.

     A)has spent                B)will spend              C)is spending

58-By December I ……….. as a teacher for ten years.

     A)will have been working    B)will be working     C)am going to work

59-How long ago …. taking driving lessons?

     A)have you started    B)did you start          C)had you started

60-He ….. for this firm for three years before he was given a promation.

     A)had been working B)has been working C)is working

(a-c-c-c-a-b-a-b-c-b-a-c-a-b-c-b-c-a-b-b-c-b-b-a-b-c-b-b-c-a-c-b-b-b-a-b-a-a-b-a)

Author: Erdem OVAT